İletişim: Ekin Kavukçuoğlu
Corporate Communications Specialist
+90 212 339 85 84
Deloitte, “e-Vatandaşlık 2004” başlıklı raporunu yayınladı. Raporda, aralarında Yalova’nın da bulunduğu birçok Avrupa şehrinde e-vatandaşlık ve e-devletin durumu inceleniyor. Araştırmaya göre, Avrupa şehirlerinde e-vatandaşlığın yayılmasının ardındaki en büyük etken yüzde 79 ile vatandaşlardan gelen talep. Avrupalıların yüzde 90’dan fazlası ise seçimle iş başına gelenlere e-posta ile ulaşabilmeyi istiyor.
Deloitte, TeleCities ile ortaklaşa gerçekleştirdiği, yıllık e-Vatandaşlık araştırmasının ikincisini yayımladı. 23 Avrupa ülkesinden toplam 102 şehrin katıldığı e-Vatandaşlık 2004 başlıklı raporda, Türkiye de yer aldı. Araştırmada, Avrupa devletlerindeki e-vatandaşlık ve e-devlet uygulamalarının durumu dört önemli zorluk çerçevesinden inceleniyor. Bu zorluklar, yerel kamu yönetimlerinin yeniden yapılandırılması, e-öğrenim ve sosyal katılım, e-güvenlik ve e-demokrasi ile toplumsal istikrar.
E-devlet Avrupa şehirlerinde yaygınlaşıyor
e-Vatandaşlık 2004, e-devletin bugün belediye meclislerinin gündeminde değişmez bir madde haline geldiğini ortaya koyuyor. Araştırmaya katılan şehirlerin yüzde 80’e yakını hizmetlerin elektronik ortamda sunulmasını içeren, bir e-devlet politikası oluşturmuş bulunuyorlar. Şehir yönetimleri, basit ve sıklıkla kullanılan hizmetlerin bilgisayar ortamında sunulması yoluyla maliyetlerin kısılması ve etkinliğin sağlanılmasına odaklanmanın gerekliliğini kabul ediyorlar. Araştırma, vatandaşlar ve işletmelerden gelen talebin elektronik hizmetlerdeki artışı tetikleyen unsurların başında geldiğini gösteriyor. Şehir yönetimlerinin vatandaşlarının taleplerine daha çok odaklanması ise, şehirlerin masrafları kısmak ve yasal zorunluluklara odaklanmanın ötesine geçerek e-devlette daha “dıştan içe” bir yaklaşım benimsemekte olduklarını ortaya koyuyor.
E-devletin yayılmasındaki en büyük etken halktan gelen talep
Araştırmada elde edilen önemli bulgular şöyle:
- Vatandaşların taleplerinin karşılanması: 2003’te, e-devlete geçişin altında yatan başlıca etkenler masrafların azaltılması ve yeni çıkan yasaların gereklerinin yerine getirilmesiydi. E-devlet bugün belediye meclislerinin gündeminde kendine gitgide daha çok yer buluyor. Çoğu şehrin, tanımlanmış ya da yürürlükte olan programları, projeleri veya çalışma kolları bulunuyor. Kimileri ise, e-devlet için gerekli üst düzey makamları yarattılar bile. Şehirler halen vatandaşların ve işletmelerin taleplerini karşılamaya odaklanıyorlar; araştırmaya katılanların yüzde 79’una göre, değişimin ardındaki en önemli etkeni bu talepler oluşturuyor.
- Değişimin ardında yatan etkenler: e-devlet, genelde iş dünyası ile ilgili, ruhsat ve planlama başvuruları ve vergi beyannameleri gibi karmaşık muameleleri basitleştirerek dış (hizmet alanların) maliyetleri düşürebilir. Sıralamada, vatandaşların ve işletmelerin taleplerinin karşılanmasını, iç süreçlerin modernizasyonu (yüzde 61), verimlilik artışı (yüzde 59), performansın iyileştirilmesi (yüzde 59) ve maliyetlerin düşürülmesi (yüzde 50) takip ediyor.
- Dış Kaynak Kullanımı: Belirttikleri kimi hedeflere rağmen, dış kaynak kullanımı katılımcılar tarafından fazla tercih edilmiyor. E-hizmetlerde dış kaynak kullanımı yoluna giden veya gitmeyi düşünen şehirler çoğunlukla ileri düzeyde hizmet verenlerdi.
- Yerel Kamu İdarelerinin Yeniden Yapılandırılması: Araştırma, e-yönetimin uygulanmasının ardında vatandaşların talepleri, iç etkinlik, etkililik ve verimliliğin yattığını gösteriyor. Vatandaşların taleplerine yanıt verilmesi olumlu yönde bir değişime işaret ediyor. Bu, şehirlerin e-devlet konusunda daha hassas bir “dıştan içe” yaklaşım benimsediklerini gösteriyor.
- E-öğrenim ve sosyal katılım: Yaşam boyu öğrenim, siyasi bir konu olmayı sürdüyor. Sorulara cevap veren şehirlerin yüzde 70’inde, yaşam boyu öğrenim siyasi gündemin bir parçası oldu ve ilgili taraflardan geniş bir kesim tartışmada yer aldı. Katılımcı şehirlerin üçte birinin yazılı bir e-öğrenim stratejisi bulunuyor. Büyük bir kısmı belirli hedef gruplara yönelik, tamamıyla e-öğrenime tahsis edilmiş yapılara ve kaynaklara sahip bu stratejilerde, benimsenen yaklaşımların çeşitliliği dikkat çekiyor. Yaşam boyu öğrenim fırsatları sunan girişimlerde, bunun evlerde (yüzde 37) ya da toplu halde (yüzde 50) verilmesinden çok e-öğrenimin teşvik edilmesine odaklanılmış durumda.
- E-güvenlik: Katılımcıların yüzde 88’inin anti-virüs, yüzde 70’ten fazlasının da firewall kullandıklarını gösteren araştırma sonuçları belirli güvenlik önlemlerinin alındığını ortaya koyuyor.
- E-demokrasi ve Toplumsal İstikrar: Ankette yer alanların yüzde 90’dan fazlası seçtikleri temsilcilere e-posta ile ulaşılabilmesi gerektiğini düşünüyor. Ancak, katılımcıların yüzde 57’si İnternet üzerinden danışmanın kamuoyunun beklentilerini yükseltmeyeceğini ve sıkıntıya yol açabileceğini belirtti. Yüzde 43, tüm Avrupa vatandaşlarının İnternet üzerinden oy kullanmasının gerekip gerekmediği konusunda bir fikir belirtmezken, yüzde 53’ü de seçilmiş temsilcilerin aldıkları çok sayıda e-posta mesajıyla başa çıkamayacaklarını düşünüyor.
E-devlet Türkiye’de de yayılıyor
Çalışmanın ortaya çarpıcı sonuçlar çıkardığını belirten, Deloitte Türkiye Ortağı ve Kamu Sektörü Lideri Bülent Beydüz şunları söyledi:
“Araştırma, şehir yönetimlerinin kamu sektörünün modernizasyonu konusunda önemli adımlar attıklarını gösteriyor. Bunun gerekliliğinin farkında olunmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de de kamu sektörü hem yerel hem de ulusal düzeyde e-devlete yönelik ciddi çalışmalar yürütüyor. Bunun daha da hız kazanarak sürmesini bekliyoruz.”
Deloitte hakkında
150'ye yakın ülkede, 700 ofiste, 120 bin personeli ile Deloitte, denetim, vergi ve yönetim danışmanlığı hizmeti sunan, bu alanda dünyadaki en büyük uluslararası kuruluşlardan biridir. Dünya genelinde onbinlerce firmaya hizmet veren ve 16.4 milyar dolar ciroya sahip kuruluşun müşteri portföyünde, cirosu veya varlıkları 1 milyar doların üzerinde 740 firma bulunuyor.
Türkiye'de çalışmalarına 1986 yılında başlayan Deloitte, faaliyetlerini İstanbul ve Ankara'da sürdürüyor. Deloitte’un Türkiye’de, Denetim, Finansal Danışmanlık, Vergi Danışmanlığı, Yönetim Danışmanlığı ve Kurumsal Risk alanlarında hizmet veren beş şirketi bulunuyor.
Geniş bir müşteri portföyüne sahip olan şirket; Türkiye İş Bankası Grubu, Oyak Grubu, Tefken Grubu’nun yanı sıra, Koç ve Sabancı gibi ülkemizin büyük topluluklarına bağlı bazı şirketlere, Lafarge, General Motors, Delphi ve Procter & Gamble gibi çok uluslu şirketlere ve Türkiye Vakıflar Bankası’nın da aralarında bulunduğu üst düzey finans kuruluşlarına hizmet sunuyor.