Deloitte Türkiye   Deloitte Türkiye
 
CIO’ların Önlenemez Yükselişi
Yayınlandı: 14/6/05
İletişim: Ekin Kavukçuoğlu
Corporate Communications Specialist
+90 212 339 85 84

Deloitte, “CIO’nun Değişen Rolü” başlıklı yeni raporunda CIO’ların teknik elemanlıktan yönetici konumuna nasıl yükseldiklerini gözler önüne seriyor. Raporda, hem özel sektörde hem de devlet dairelerinde bilişim teknolojilerinin karşı karşıya olduğu en büyük 10 fırsat ve zorluk da sıralanıyor.

 

Bilişim teknolojisinin (BT), şirketlerin faaliyetlerindeki önemi gitgide artıyor. İş dünyası ve kamu sektöründe yaşanan dönüşümün merkezinde, bugüne kadar BT elemanları olan CIO’lar bulunuyor. Günümüzde şirketler ve devlet kuruluşlarındaki değişimin önünü açmak da tıkamak da bugün bu kişilerin elinde.

 

Deloitte’un “CIO 2.0: CIO’nun Değişen Rolü” başlıklı raporu hem özel hem de kamu sektörlerinde bilişim teknolojisinin karşı karşıya olduğu en büyük 10 fırsat ve zorluğu belirliyor, bunların üstesinden gelinmesi için gerekli becerileri sıralıyor.

 

Raporda, bilişim teknolojisinin özel sektörde karşı karşıya olduğu en büyük 10 fırsat ve zorluk ve Deloitte’un tavsiyeleri şöyle sıralanıyor:

 

  • BT ve hukuk: Yasal düzenlemelerin gitgide karmaşıklaşması CIO’ları iş süreçlerini, sistemleri ve örgütsel yapıları tasarlayıp oluştururken, mevcut kuralların gelecekte alabilecekleri şekli de öngörmeye zorluyor.
  • Güvenlik ve risk: Yönetici ekibin tehditleri belirlemesi, risk-maliyet dengesini kurması, insan, mal, bilgi ve tesis güvenliğini sağlamak için zayıf noktaları, planları ve varsayımları test etmesi gerekiyor.
  • İş entegrasyonu: Bilgi ve teknoloji, iş süreçlerini basitleştirmek, daha güçlü, daha etkin ortaklıklar ve tedarikçi ilişkileri kurmakta kullanılabilir. CIO’lar, diğer yöneticilerle birlikte çalışarak, olasılıkları ve engelleri belirlemelidirler.
  • Değer: CIO’lar proje ve varlıkları gelir yaratması en muhtemel alanlara yönlendirmek, değer yitiren varlık ve faaliyetleri ise tasfiye etmek için diğer yöneticilerle birlikte çalışmak zorundalar.
  • Ortaklık = işbirliği: BT’nin şirket stratejilerine entegre edilmesiyle oynayacağı rol açığa kavuşturulmalı ve harcamalar hedeflerle ilişkilendirilmelidir.
  • Yönetişim ve fonlama: Yerinde kararlar, sağduyulu davranışlar ve makul sonuçlar getirecek, basit bir yönetişim modeli benimsenmelidir.
  • BT satın alımları: Kalite-maliyet dengesinin, esas uzmanlık alanlarının ve etkin yönetim/kontrol yapılarının değerlendirmesine dayalı bir satın alma stratejisi geliştirilmelidirler. Dış kaynak kullanımı her zaman istenen sonucu vermeyebilir.
  • Performans kıstasları: CIO’lar şirket içindeki gelişme hedeflerinin geçerliliğini kontrol etmek ve başarı düzeyini belirleyebilmek için performansı düzenli olarak değerlendirmeli ve “kıyaslamalıdırlar.”
  • Yetenek yetiştirmek: Üst düzey yönetim, çalışanları ilgi ve becerilerine uygun işlere getirerek eldeki yeteneği daha etkin şekilde kullanmalıdır. Çalışanların eğitim ve deneyim yoluyla uzmanlaşmalarını sağlayacak imkanlar yaratılmalıdır.
  • Müşteri hizmetinin ötesinde: BT kıt bir kaynaktır ve müşterilerin tüm taleplerini karşılayamaz. Müşteri segmentasyonuna odaklanılarak müşterinin ihtiyaçları, hizmetin maliyeti ve şirket için yaratacağı değer ölçülmelidir.

 

CIO’lara Kamu Kurumlarında da Büyük Rol Düşüyor

 

Bilişim teknolojisi devlet kurumları için de vazgeçilmez bir önem kazanıyor. Bu alanda kamu sektörünün karşı karşıya olduğu en büyük 10 fırsat ve zorluk ise şöyle sıralanıyor:

 

  • Para: Eldeki kısıtlı bütçenin verimli kullanılması için projelere başlamadan önce ince eleyip sık dokunmalı, yetki savaşlarıyla vakit kaybedilmemelidir.
  • Güvenlik ve risk: BT altyapısı geliştirilirken ucuza kaçılmamalıdır. Mevcut tehditler karşısında, ihmaller insanların yaşamlarına bile mal olabilir. CIO’lar doğru prosedürleri seçmeli ve detaylara büyük özen göstermelidirler.
  • İhaleler: CIO’lar, BT ihalelerindeki aksama ve gecikmeleri önlemek için hızlı, dikkatli, yenilikçi kararlar almalı, tedarikçileri sıkı bir değerlendirmeye tutmalıdırlar.
  • Entegrasyon ve birlikte işlerlik: CIO’lar büyük projelerde veya kriz anlarında devlet kurumları arasında işbirliğine ve anında iletişime imkan verecek bir elektronik şebeke oluşturmalıdırlar.
  • Yönetişim: CIO’lar teknolojideki hızlı ilerlemeden kaynaklanabilecek kurumlar arası altyapı uyumsuzluklarını en aza indirgemeye gayret göstermeliler. Bu ise, CIO’lara ciddi destek ve yetki verilmesini gerektiriyor.
  • Performans kıstasları: CIO’lar BT yatırımlarının başarısını veya başarısızlığını görebilmek için standart performans kıstasları getirmeli, performansı sürekli olarak değerlendirmeli ve “kıyaslamalı”dırlar.
  • Portföy yönetimi: CIO’lar kısıtlı kaynaklar ve sınırlı bütçeleri en verimli şekilde kullanmanın yollarını aramalı,  BT yatırımlarını ve yapısal projeleri bir öncelik sırasına koymalıdırlar.
  • İnsan sermayesi: Çalışanlar yeteneklerine göre işlere yerleştirilmelidirler. Yeni beceriler geliştirmelerini ve edinmelerini sağlayacak bir iş ortamı yaratmalı, önlerindeki bürokratik engeller ortadan kaldırılmalıdırlar.
  • Müşteri hizmeti: Devlet kurumları BT hizmetlerinden yararlananları müşteri olarak görmeli ve memnun etmeye çalışmalılar.
  • Kuruluş mimarisi: Zaman içinde, kuruluş mimarisi içinden çıkılmaz bir hal alabilir. CIO’lar kuruluş mimarisini farklı parçaların hem bugün hem de gelecekte birbirleri ile uyum içinde çalışacak şekilde tasarlamalıdırlar.

 

Bilişim teknolojisinin günümüzde artık vazgeçilmez bir yere sahip olduğunu kaydeden Deloitte Türkiye Kurumsal Risk Hizmetleri Sorumlu Ortağı Oktay Aktolun raporla ilgili şunları söyledi: “Büyük fırsatların bulunduğu her yerde büyük risklerin de olması kaçınılmazdır. Bilişim teknolojisi de hayatı kolaylaştırması ve verimliliği artırmasının yanında karşımıza ciddi güvenlik riski gibi kritik sorunlar da çıkartabiliyor. Bu da, CIO’ların yükselişini kaçınılmaz kılıyor. Sorunları ve fırsatları önceden görebilen, şirket yönetimini bunlardan haberdar ederek gerekli proje ve çözümleri sunabilen CIO’lar şirketler için hayati bir öneme sahip olacaklardır.”

 

Deloitte hakkında

 

150'ye yakın ülkede, 700 ofiste, 120 bin personeli ile Deloitte, denetim, vergi ve yönetim danışmanlığı hizmeti sunan, bu alanda dünyadaki en büyük uluslararası kuruluşlardan biridir. Dünya genelinde onbinlerce firmaya hizmet veren ve 16.4 milyar dolar ciroya sahip kuruluşun müşteri portföyünde, cirosu veya varlıkları 1 milyar doların üzerinde 740 firma bulunuyor.

 

Türkiye'de çalışmalarına 1986 yılında başlayan Deloitte, faaliyetlerini İstanbul ve Ankara'da sürdürüyor. Deloitte’un Türkiye’de, Denetim, Finansal Danışmanlık, Vergi Danışmanlığı, Yönetim Danışmanlığı ve Kurumsal Risk alanlarında hizmet veren beş şirketi bulunuyor.

 

Geniş bir müşteri portföyüne sahip olan şirket; Türkiye İş Bankası Grubu, Oyak Grubu, Tefken Grubu’nun yanı sıra, Koç ve Sabancı gibi ülkemizin büyük topluluklarına bağlı bazı şirketlere, Lafarge, General Motors, Delphi ve Procter & Gamble gibi çok uluslu şirketlere ve Türkiye Vakıflar Bankası’nın da aralarında bulunduğu üst düzey finans kuruluşlarına hizmet sunuyor.

 

 

Bu konu hakkında daha fazla bilgi için
 
Kaynak: Deloitte Türkiye - Türkiye (Türkçe)

Sayfayı bastır    E-Posta
     

©2008 Deloitte Touche Tohmatsu. Her hakkı saklıdır.
Deloitte; bir veya birden fazla, ayrı ve bağımsız birer yasal varlık olan, İsviçre mevzuatına göre kurulmuş Deloitte Touche Tohmatsu'ya ve üye firma ağına atfedilmektedir. Deloitte Touche Tohmatsu ve üye firmalarının yasal yapısının detaylı açıklaması için lütfen www.deloitte.com/about adresine bakınız.

Deloitte Türkiye RSS