Deloitte, “Finansal Merkezlerin Değişen Görünümü” adlı çalışmasında, hem gelişmiş finansal merkezlerinin, hem de gelişmekte olan finansal merkezlerinin rekabet stratejilerini değerlendirdi. Uluslararası Finansal Etki Bölgelerinin (UFEB) ülke ekonomileri açısından önemini vurgulayan çalışma, finansal merkez sayısının henüz küresel çapta doyum noktasına ulaşmadığını ve gelecek on yıl içerisinde 40 yeni merkezin ortaya çıkabileceğini kaydetti. Rapora göre, İstanbul, Pekin, Panama ve Varşova bu yeni finansal merkez dalgasının önünde yer alma potansiyeline sahipler.
29 Nisan 2008, İstanbul – Deloitte’un finansal merkezlerin ülke ekonomileri açısından rollerini ve bu merkezler arasındaki uluslararası rekabeti ele aldığı “Finansal Merkezlerin Değişen Görünümü” adlı çalışması yayınlandı.
Çalışmada politik, hukuksal, düzenleyici ve mali boyutları ile bir bütün oluşturan “Uluslararası Finansal Etki Bölgeleri”nin ticaret hacmini artırarak ekonomik canlılığa katkıda bulunduğu vurgulandı. Çalışmaya göre, bu bölgelerin sağladığı avantajlar bütün ülkeleri uluslararası bir finans merkezine sahip olmak için rekabete zorluyor.
Deloitte’un çalışmasında, mevcut uluslararası finans merkezlerinin tahtlarını önümüzdeki yıllarda sallamaya aday, yükselmekte olan merkezler arasında İstanbul’un ön saflarda yer alma potansiyeli olduğu kaydediliyor.
Uluslararası Finansal Etki Bölgeleri: Küresel ekonominin can damarları
Çalışmada bu bölgelerin giderek daha fazla gelişmesinin temel nedenleri arasında, gelişmiş bir finansal hizmetler sektörünün ülkenin GSYİH’a %8 ile %10 civarında katkı yapması, küçük ülkelerin uluslararası bir finansal merkezine sahip olarak ekonomik ve politik açıdan güçlenme isteği ve finans merkezlerinin bölgesel istikrara ve rekabet gücüne katkısı sıralanıyor. Ayrıca riskli ama daha yüksek getirili yatırımların odağı olması, iş dünyası için bir prestij unsuru olarak görülmesi de diğer temel nedenler olarak belirlenmekte.
Uluslararası rekabette yeni stratejiler gündeme geliyor
Rekabette öne çıkmak isteyen merkezler farklı stratejiler uygulamaya başlıyorlar. Bunlar arasında, belirli ürün segmentlerine odaklanma, belirli hizmetleri küresel düzeyde sunabilme, nitelikli işgücünü kendi merkezlerine çekmek için cazip düzenlemeler yapma, uluslararası düzeyde hizmet verebilecek borsalarını, türev enstrümanlarını ve özellikle yeni olgunlaşmakta olan ürünleri geliştirme gibi stratejiler öne çıkıyor. Ayrıca gelişmekte olan merkezlerin yerel piyasaya, bölgesel ithalat/ihracata ve sermayenin ülkeye geri dönüşüne odaklanma seçeneği de mevcut.
Rekabetin temel bileşenleri
Çalışma, UFEB’lerin rekabet bileşenlerini 15 başlıkta ele alıyor. Politik istikrar, coğrafi konum, yasal ortam, birincil düzenlemeler ve düzenleyici kurumlar, mali ortam ve sorumluluklar bileşenleri rekabette öne çıkmada ve stratejilerin başarısında daha temel ve ayırt edici bileşenleri oluşturmaktalar. Çalışma, bu bileşenlerin değiştirilmesinin ve geliştirilmesinin genelde daha zor olduğunu vurguluyor. Bu bileşenler içerisinde asıl rekabet üstünlüğü yaratanın ise anlaşmazlıkların hızlı bir şekilde çözülmesini sağlayan yargı mekanizmaları kurmaktan geçtiği belirtiliyor.
Diğer başlıklar ise değiştirilmesi daha mümkün bileşenler. Bu bileşenler de nitelikli işgücü, gelir yaratma potansiyeli, ürüne özel düzenlemeler, ürüne özel vergilendirme, altyapı, profesyonel hizmetlere erişim, işletme lehine tutum, iş yapma maliyeti, yaşam tarzı ve imaj olarak sıralanmış.
Çalışma; rekabet faktörlerini göz önünde bulundurarak tanımlanacak bir stratejinin, iyi anlatılan bir amacı, zaman planını, coğrafi odağı, yatırım hızını, boyutunu, risklilik oranını ve uzun vadeli bir yol haritasını mutlaka içermesi gerektiğini vurguluyor.
Gelecek 10 yıl içerisinde İstanbul bir Uluslararası Finans Merkezi olacak
Gelişmekte olan uluslararası finans merkezlerinin henüz yaşam döngülerinin başlangıç aşamalarında olduğunu ifade eden çalışma bu alandaki rekabetin şiddetinin artacağını, bunun yanı sıra piyasanın da büyüyeceğini öngörüyor.
Gelecek 10 yıl içerisinde gelişmiş merkezlerin yeniden konumlanacağını ve 40 yeni finansal merkezin ortaya çıkacağını öngören çalışma, İstanbul, Pekin, Panama ve Varşova gibi şehirleri bu yeni dalganın en güçlü temsilcileri olarak görüyor.
Çalışmanın sonuçlarını değerlendiren Deloitte Türkiye Danışmanlık Ortağı Ayşe Epikman şunları söyledi:
“Deloitte dünyadaki finans merkezlerine, yönetim, vergi, mali ve düzenleyici çerçeveye yönelik danışmanlık hizmetleri başta olmak üzere geniş bir yelpazede hizmet veriyor. Sadece uluslararası finans merkezlerine yönelik hizmet veren uzman ekibe sahip. Uluslararası ticaretin etkin bir şekilde yürütebilmesi için oluşturulan finansal ortam, ülkenin ve bölgenin ticaret hacmine de önemli katkı sağlıyor. Ayrıca bu merkezlerin gelişimi, eğitim, sağlık ve turizm gibi tamamlayıcı sektörleri de olumlu bir şekilde etkileyerek ülkelerin saygınlıklarını artırıyor.
Deloitte Türkiye olarak, gelecek 10 yıl içerisinde bu merkezler arasında yerini alması gerektiğine inandığımız İstanbul’un kendine özgü avantajlarından yararlanarak başarılı stratejileri hayata geçirmesi için hazırlanan yol haritasının ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İstanbul’un uluslararası bir finans merkezi olması Türkiye ekonomisinin gücünü ve saygınlığını katlanarak artmasını sağlayacağına inanıyoruz. ”
Deloitte hakkında
Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetlerinde dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan Deloitte, 140’tan fazla ülkede, 150 bin personeli ile faaliyet gösteriyor. Deloitte dünya çapında 2007 yılı cirosu 23,1 milyar dolardır.
İleri teknoloji kullanan ve değişik alanlardaki bilgi ve becerilerini bir araya getiren Deloitte, dünya çapındaki tüm müşterilerine aynı yüksek kaliteli hizmeti sunmayı ilke edinmiştir. Dünyanın en büyük şirketlerinin yarıdan fazlasına ve büyük ulusal teşebbüslere, kamu kurumlarına, ulusal devlere ve küresel çapta hızla büyüyen şirketlere hizmet veren Deloitte, birçok gelişmekte olan pazarda da liderliğini sürdürmektedir.
Türkiye’de çalışmalarına 1986 yılında başlayan Deloitte faaliyetlerini İstanbul ve Ankara’da 900’e yakın çalışanıyla sürdürüyor. Deloitte Türkiye’de kurumsal finansman, denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal risk alanlarında hizmet vermektedir.