Deloitte günümüzde giderek karmaşık hale gelen iş ilişkilerini sağlıklı bir şekilde yapılandıran “Sözleşmelerde Risk ve Uygulamada Uyum” (CRC – Contract Risk & Compliance) programlarının şirketlerdeki uygulamalarını mercek altına aldı. Deloitte Sözleşmelerde Risk ve Uygulamada Uyum Araştırması, sözleşmelerin etkin bir şekilde yönetilmesini sağlayan CRC programlarının yeterince anlaşılmaması nedeniyle şirketlerin iş ilişkilerinden kazanabilecekleri gerçek değeri elde edemediklerini ortaya koydu. Araştırmanın sonuçlarına göre, CRC programlarıyla sözleşme riskleri azalırken, işletmelerin kârlılığı artıyor.
15 Nisan 2008, İstanbul – Günümüzde işletmelerin genişleyen ve karmaşık hale gelen iş ilişkilerinde kilit öneme sahip olan sözleşmelerin iyi yönetilememesi, şirketler için bir çok sıkıntı yaratıyor. Deloitte tarafından hazırlanan “Sözleşmelerde Risk ve Uygulamada Uyum Araştırması”, şirketlerin bu alandaki uygulamalarına odaklandı. Çalışmada farklı sektörlerden yöneticilerin sözleşme ilişkilerini nasıl yönettikleri ve CRC programlarını nasıl algıladıkları incelendi.
Rapora göre, sözleşme risklerini iyi yönetemeyen firmalar gelir akışı, maliyet yönetimi ve pazardaki performans açısından sorun yaşıyorlar. İş ilişkilerinden elde edebilecekleri değeri kazanamıyorlar.
CRC programları ise varlık kayıplarının önüne geçiyor, etkin maliyet kontrolü getiriyor ve verimliliği artırıyor.
Deloitte’un araştırmasına tüm dünyadan, teknolojiden finansal hizmetlere, tüketici işletmesinden üretime, sağlıktan medya ve eğlenceye kadar birçok sektörü temsil eden yöneticiler katılarak soruları yanıtladılar.
Etkin CRC programları önemli yatırım getirisi sağlıyor
Raporda tutarlı olmayan ve uyum açısından uzun dönemli bir vizyonla desteklenmemiş sözleşmeler nedeniyle şirketlerin iş ilişkilerindeki fırsatlardan yararlanarak gerçek değer elde edemedikleri belirtiliyor. Sonuçlar CRC programlarının etkin kullanımı ile bile önemli bir yatırım getirisi elde edilemeyeceğine dair yanlış bir algılamanın varolduğunu gösteriyor. Oysa CRC programları önemli ölçüde yatırım getirisi sağlıyorlar.
Araştırmanın önemli bir sonucu da sözleşmelerin işletmeler için taşıdığı önemi ortaya koyması oldu. Çalışmaya katılan firmaların birçoğu gelirlerinin önemli kısmını sözleşmeye dayanan iş ilişkilerinden elde ettiklerini belirtti. Katılımcıların %41’i, gelirlerinin %75’ten fazlasının bu yoldan kazanıldığını vurguladı. Dolayısıyla sözleşmelerin iyi yönetilmesi getirileri artıran bir faktör olarak öne çıkıyor.
Standart yaklaşım eksikliği temel sorunlardan birisi
CRC programlarının iş ilişkilerine zarar vereceği ile ilgili yaygın ve yanlış bir anlayışın bulunduğunu ifade eden çalışma, programların iş ortakları arasındaki ilişkileri ve karşılıklı çıkarları sağlamlaştırabilecek tartışmaları teşvik ettiğini vurguluyor. Ayrıca, CRC programlarına yönelik standart yaklaşım eksikliğinin de bu alandaki temel sorunlardan birisi olduğunu ifade ediyor.
Sözleşmeler etkin bir şekilde denetlenmiyor
Katılımcıların %38’i sözleşmelerin birçoğunu aktif olarak izlediğini, %32’si ise sözleşmelerinin dörtte birinden daha azını aktif bir şekilde izlediğini ifade etti. Rapora göre bu durum sözleşmelerin bazılarının hiçbir şekilde gözden geçirilmediğini gösteriyor ve risk yönetimindeki zayıflıkları gözler önüne seriyor.
Araştırmaya katılanların yalnızca %26’sı gözden geçirme için seçtikleri iş ortaklarını risk değerlendirmesi yoluyla tespit ettiklerini bildirdi. Bu da şirketlerin olumsuz bir olay olmadıkça, sözleşme çiğnenmediği sürece ya da bir hata algılanmadıkça risk değerlendirmesi yapmadıklarını gösteriyor.
Sözleşme ve risk yönetimi ile değer yaratmak
Çalışmayı değerlendiren Deloitte Türkiye Kurumsal Risk Hizmetleri Ortağı Evren Altunay şunları söyledi:
“Şirketler için giderek daha fazla önem kazanan Sözleşmelerde Risk ve Uygulamada Uyum (CRC) Programı, sözleşmelerde taraflar arasındaki uyumu sağlamayı, risklerin belirlenmesini ve sorun haline dönüşmeden etkin bir şekilde yönetilmesini hedefliyor. İş dünyasında giderek daha fazla tercih edilen CRC programları, şirketleri çok büyük zararlardan ve geri dönülmez hatalardan koruyor, maliyet ve gelir kaçaklarını ortaya çıkarıyor. Deloitte Türkiye olarak, bu programların ülkemizde de daha yaygın kullanılması gerektiğine inanıyoruz. CRC programları sözleşme ve risk yönetiminde büyük değer yaratıyor.”
Sözleşmeler ve riskler
İmzalanan her sözleşme beraberinde, iyi yönetilmesi gereken bir çok risk getiriyor. Bu risklerden bazıları şöyle sıralanabilir:
• Tarafların sözleşmeden doğan haklarını üçüncü bir tarafa devretmesi,
• Hizmetin alt yükleniciler aracılığı ile sağlanması,
• Tarafların mali gücünün değerlendirilmemesi,
• Sözleşmelerin düzenli olarak güncellenmemesi,
• İş sürekliliğinin sağlanmasının zorlaştığı durumlarda (su/sel baskını, yangın, deprem, terör vb.) beklenen desteğin alınamaması,
• Destek sürekliliğinin sağlanmaması,
• Teknolojik değişimlerin gerektirdiği koşullara sözleşmenin uyum sağlayamaması,
• Sözleşme sonlandırma koşullarının ve prosedürlerinin belirlenmemiş olması,
• Taraflar arasındaki sözleşme konusu ilişki için ödül ve ceza sisteminin açıkça belirlenmemiş olması,
• Tarafların sözleşme süresi boyunca diğer taraf hakkında elde ettikleri bilgilerin gizliliğinin sağlanmaması,
• Uyulması gereken kanun ve düzenlemelere karşı sözleşme güncelliğinin sağlanamaması,
• Üçüncü taraflarla çalışılması gerektiğinde koordinasyon konusunda sorunların çıkması,
• Hizmet performansının ölçümü üzerinde tarafların anlaşamaması ve her iki tarafın kabul edeceği bir raporlama mekanizmasının oluşturulamaması,
• Hizmet alınan tarafın denetlenememesi,
• Hizmet esnasında oluşacak zararlardan etkilenme.
Deloitte hakkında
Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetlerinde dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan Deloitte, 140 ülkede, 150 bin personeli ile faaliyet gösteriyor. Deloitte’un dünya çapında 2007 yılı cirosu 23,1 milyar dolardır.
İleri teknoloji kullanan, değişik alanlardaki bilgi ve becerilerini bir araya getiren Deloitte, dünya çapındaki tüm müşterilerine aynı yüksek kaliteli hizmeti sunmayı ilke edinmiştir. Dünyanın en büyük şirketlerinin yarıdan fazlasına ve büyük ulusal teşebbüslere, kamu kurumlarına, ulusal devlere ve küresel çapta hızla büyüyen şirketlere hizmet veren Deloitte, birçok gelişmekte olan pazarda da liderliğini sürdürmektedir.
Türkiye’de çalışmalarına 1986 yılında başlayan Deloitte faaliyetlerini İstanbul ve Ankara’da 900’e yakın çalışanıyla sürdürüyor. Deloitte Türkiye’de denetim, vergi, yönetim danışmanlığı, kurumsal finansman ve kurumsal risk alanlarında hizmet vermektedir.