Deloitte tarafından hazırlanan “Küresel Risk Sermayesi Araştırması 2007” raporu, geçen yıl risk sermayesinin tüm dünyada temkinli hareket ettiğini ortaya koydu.
Deloitte’un araştırmasına katılan yatırım şirketlerinin sadece yarısına yakınının küresel stratejileri olduğu, ancak bunların da yavaş ilerlemeyi tercih ettikleri ortaya çıktı. Risk sermayesi fonları özellikle yasal düzenlemelerin yeterli olmamasını ve fikri mülkiyet haklarının yeterli düzeyde korunmamasını ciddi risk olarak değerlendiriyorlar.
1 Nisan 2008, İstanbul. Bu yıl küresel likiditede ciddi bir daralma yaşanıp yaşanmayacağı tartışılırken, geçen yıl risk sermayesi fonlarının küresel yatırımlarda çekingen davrandığı ortaya çıktı. Deloitte’un risk sermayesi yatırımcılarının geçen yılki eğilimlerini incelediği “Küresel Risk Sermayesi Araştırması 2007” raporuna göre, yatırımcıların ancak %51’i kendi ülkelerinin sınırları dışında yatırım yaparken, sınır ötesine yatırım yapanların büyük bölümü de bulundukları bölgelere yakın ülkeleri tercih ettiler.
Deloitte’un çalışmasına Asya Pasifik ve Amerika ile Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgelerinden toplam 528 yatırımcı katıldı. Katılımcılara, “Hangi ülkeleri yatırım açısından çekici buldukları?”, “Küresel yatırımlarda hangi zorluklar ve risklerle karşılaştıkları?” ve “Zorluklara rağmen onları ülke dışında yatırım yapmaya hangi faktörlerin teşvik ettiği?”soruları yöneltildi.
Raporu değerlendiren Deloitte Türkiye Stratejik Planlama, İş Geliştirme ve Pazarlama Ortağı M. Sait Gözüm şunları söyledi:
“Yapılan çalışma risk sermayesinin geçen yıldan beri küresel düzeyde temkinli ve yavaş ilerlemeyi tercih ettiğini ortaya koydu. Ayrıca bu rapor yatırımcıların küresel tercihler yaparken hangi kriterlere dikkat ettiklerini, hangi dinamiklerin yatırımları şekillendirdiğini de açıkça gösteriyor. Küresel likiditedeki bütün daralmaya rağmen hala önemli miktarlarda sermaye dünyada dolaşmaya devam ediyor. Türkiye’nin ve bütün şirketlerimizin sermaye fırsatlarını değerlendirebilmek için küresel dinamikleri iyi incelemesi gerekiyor. Hazırladığımız raporun ülkemiz ekonomisine ve bütün sektörlere bu anlamda yararlı olacağına inanıyoruz.”
Risk sermayesinde küresel yatırım oranı yarı yarıya
Amerika, Asya Pasifik ve Avrupa’da faaliyet gösteren yatırım sermayelerinin çoğunluğu “büyük balık” peşinde koşarken yatırım stratejileri anlamında birbirlerinden farklılıklar göstermektedir.
Deloitte’un sorularını yanıtlayan yatırımcılardan sadece %51’i halen kendi ülkeleri dışında yatırımları bulunduğunu açıkladılar. Bölgesel olarak bakıldığında bu oran Avrupa’da %63 ile en yüksek düzeye çıkarken, Asya Pasifik bölgesinde %58, Amerika’da ise %46 oldu. Ancak ülkeleri dışında yatırım yapanlar da çoğunlukla kendi bölgelerine yakın ülkeleri tercih ettiler. Rapora göre, Asya Pasifikli yatırımcılar öncelikle Çin’i tercih ediyorlar.
Karşılaştırmalı sonuçlara yer veren rapora göre, artan risk ve azalan fırsatlar Avrupalı yatırım şirketlerini kendi bölgelerine yakın ülkelerde yatırım yapmaya zorlamaktadır. Raporun dikkat çeken noktalarından biri ise Asya Pasifik, Amerika ve Avrupa’da bulunan yatırımcıların birbirlerinden farklı yatırım öncelikleri ve risk değerlendirmeleri olduğu.
Avrupalı yatırımcıların gözdesi Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri olurken, araştırma geliştirme yatırımlarında ABD’yi seçmektedirler. Rapor, Avrupalı yatırımcıların %60’ının bu ülkelerde daha önceden yatırımları bulunan şirketlerle birlikte yatırım yapmayı tercih ettiğini gösteriyor. Yatırımcıların %23’ü Orta ve Doğu Avrupa ülkelerini, %19’u Avusturya, Almanya, Liechtenstein ve İsviçre’yi, %17’si ABD’yi, %12’si ise Kuzey Avrupa ülkelerini seçti.
Asya Pasifikli yatırımcılar ise yatırımlarının büyük çoğunluğunu Çin başta olmak üzere diğer Asya ülkelerine ve ABD’ye yönlendirmeyi tercih etmişlerdir. 2006 raporunda Çin’e yatırım yapan Asyalı yatırımcıların oranı %20 iken, 2007’de bu oran %37’ye yükseldi. Asyalı yatırımcıların %27’si ise 2007’de aralarında Singapur’un da bulunduğu diğer Asya ülkelerine yatırım yaptı. ABD’ye yatırım yapanların oranı ise %18 oldu.
ABD’li yatırımcılar ise yatırımlarında Hindistan ve Çin’i tercih etmektedirler. Amerikalı yatırımcıların ise %34’ü Çin’e, %24’ü Hindistan’a, %11’i ise Kanada’ya gitti. Amerikalı yatırımcıların %6’sı da İsrail’e yatırım yaptı.
Risk sermayesini etkileyen riskler
Sınır ötesine yatırım yapmamayı tercih eden yatırımcılar genellikle kendi ülkelerinde yeterli iş fırsatı bulduklarını vurguladılar. Küresel yatırım yapanlar ise belli risklerle karşılaşmakla beraber, yüksek getiri şansının kendilerini sınır ötesine yönlendirdiğini kaydettiler.
Riskler arasında fikri mülkiyet haklarının yeterli düzeyde korunmaması ve yasal düzenlemelerin yeterli olmaması başta geliyor. Fikri mülkiyet hakları açısından en riskli ülke olarak Çin görülüyor.
Avrupa, Amerika ve Asya Pasifikli yatırımcıları etkileyen risk faktörlerinin de birbirinden farklılıklar gösterdiğini görmekteyiz. Tüm yatırımcıların hem fikir olduğu tek risk unsuru ise global ölçekte bir “büyük balık” olmamasıdır. Yatırımcılar global ölçekte bir yatırım yapabilmenin tek koşulunun lokal yatırımlardan geçtiğinin altını çizmişlerdir.
Buna karşılık yasal düzenlemelerin güçlü olması da bir risk faktörü olarak değerlendirilebiliyor. Örneğin Asyalı yatırımcılar yasal düzenlemelere uyum sağlamanın maliyetleri çok yüksek olacağı gerekçesiyle ABD’ye yatırım yapmakta isteksiz davranıyorlar.
Rapor, ülkelerin teknolojik yenilikçiliğe ve AR–GE faaliyetlerine yaptıkları yatırım hızlanarak artmakta olduğunu, ancak Risk Sermayesi şirketlerinin o ülkelere yönelmesi için bundan daha fazlasına ihtiyaç olduğunun altını çizmiştir. Bunlar, ekonomik ve politik istikrar, vergi teşvikleri ve hukukun üstünlüğüdür.
Deloitte hakkında
Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetlerinde dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan Deloitte, 140’tan fazla ülkede, 150 bin personeli ile faaliyet gösteriyor. Deloitte dünya çapında 2007 yılı cirosu 23,1 milyar dolardır.
İleri teknoloji kullanan, değişik alanlardaki bilgi ve becerilerini bir araya getiren Deloitte, dünya çapındaki tüm müşterilerine aynı yüksek kaliteli hizmeti sunmayı ilke edinmiştir. Dünyanın en büyük şirketlerinin yarıdan fazlasına ve büyük ulusal teşebbüslere, kamu kurumlarına, ulusal devlere ve küresel çapta hızla büyüyen şirketlere hizmet veren Deloitte, birçok gelişmekte olan pazarda da liderliğini sürdürmektedir.
Türkiye’de çalışmalarına 1986 yılında başlayan Deloitte faaliyetlerini İstanbul ve Ankara’da 900’e yakın çalışanıyla sürdürüyor. Deloitte Türkiye’de kurumsal finansman, denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal risk alanlarında hizmet vermektedir.