Deloitte’un “Küresel Finansal Hizmetler Offshoring 2007 Raporu”na göre, dünya çapında bir çok finans grubu operasyonlarının bir kısmını ülke dışına taşıyarak ciddi kârlar ve tasarruf elde ediyorlar. Özellikle Hindistan ve Çin’e taşınan operasyonlarda başarılı olan büyük finans kuruluşlarıyla rakipleri arasındaki fark açılıyor. Rekabette öne geçebilmek için finans kurumlarının bu alandaki uzun vadeli planlarını şimdiden hazırlamaları ve uygulamaya koymaları gerekiyor.
23 Temmuz, 2007, İstanbul; Deloitte’un “2007 Küresel Finansal Hizmetler Offshoring Raporu” açıklandı. Finans sektörünün önde gelen kuruluşlarının yöneticileri ve temsilcilerinin katılımıyla hazırlanan rapora göre, tüm dünyada finans sektörü bazı hizmetlerini ülke dışından vermeye başladı. Rakamlar bu alanda ilginç bir tablo ortaya koyarken, en iyi uygulamaları hayata geçiren ve operasyonlarından azami değeri elde etmeyi başaran kuruluşların rekabette diğerleriyle aradaki farkı açmaya başladığı görülüyor.
Ülke dışı operasyonlarla %40 tasarruf
Deloitte’un raporuna göre, 2001’de önemli finansal kurumların sadece %10’u bazı operasyonlarını ülke dışına taşımışken, bu oran geçen yıl %75’e yükseldi. Bunu yapan finans kuruluşları arasında Amerikan ve İngiliz banka ve sermaye kurumları önde giderken, Avrupalı gruplar da aynı yolda ilerlemeye başladı. Deloitte’un sorularını yanıtlayan küresel finans kuruluşlarında personelin ortalama yüzde 6’sı ülke dışındaki ofislerde çalışırken, ülke dışında yapılan işlemlerden ortalama yüzde 40 tasarruf sağlandı.
Bugüne kadar daha ziyade BT operasyonları ülke dışına taşınırken, artık, özellikle parasal işlemler, finansman ve İnsan Kaynakları gibi alanlarda da aynı uygulama yaygınlaşıyor. Dünyada offshore personelinin üçte ikisinin çalıştığı yer olarak Hindistan şu anda en önemli merkez olarak öne çıkıyor. Ancak Hindistan’ın, nitelikli ve İngilizce bilen eleman yetiştirmeye yoğunlaşan Çin karşısında gelecek 10 yıl içinde bu alanda iş kaybedeceği tahmin ediliyor.
Raporla ilgili bir açıklama yapan Deloitte Türkiye Denetim Ortağı ve Finansal Hizmetler Endüstri Lideri Sibel Türker, “Offshore operasyonların küresel finans sektörü için önemli bir rekabet avantajı haline geldiğini” vurgulayarak şöyle devam etti:
“Küresel finans sektöründe rekabetçi olmak isteyen hiçbir kuruluş bu alandaki gelişmelere ilgisiz kalamaz. Son yıllarda hızlı bir şekilde yeniden yapılanan ve sermaye yapısını giderek güçlendiren ülkemiz finans sektörü de bazı operasyonlarını yurtdışından yürüterek nasıl daha fazla tasarruf yapabileceğinin ve daha kârlı çalışabileceğinin planlamasını yapmalıdır. Karar alırken bu alandaki en iyi uygulamaları incelemek ve uzun vadeli planlama yapmak gerekiyor. Deloitte Türkiye olarak bu konudaki küresel uzmanlığımızı ve bilgi birikimimizi Türkiye finans sektörünün hizmetine sunmaya hazırız.”
Tasarruf ve kazanç için üç aşamalı süreç
Bazı hizmetleri ülke dışında kurulan ofislerde yürütmek ve tasarruf sağlayarak, kazanç yaratmak için üç aşamalı bir süreç gerekiyor.
Birinci aşamada operasyonların ülke dışına taşınması gerçekleşiyor. Bu aşamada offshore kapasitenin sıfırdan başlayarak kurulmasının mı, yoksa hazır bir kapasitenin satın alınmasının mı daha doğru olacağına karar vermek gerekiyor.
İkinci aşamada ise offshoring performansını optimize etmek için çaba gösteriliyor. Halen finans kuruluşlarının pek çoğunun içinde bulunduğu bu aşamada, bazı finans kurumları, agresif bir şekilde operasyonlarının ölçeğini ve sayısını artırırken, en iyi uygulamaları geliştirerek başardılar. Başarılı olan kuruluşlarla, diğerlerinin arasındaki mesafe ise giderek açılıyor.
Başarılı bir şekilde optimize edilen offshore operasyonları şu özellikleri gösteriyor:
-
Vizyon: Offshoring’e grup stratejileri içinde yer verenler kazandı. Teşvikler ve cezalar birlikte kullanılarak tüm grup için optimal operasyon etkinliğine ulaşıldı.
-
Strateji: Offshoring’in grubun genel stratejisi içindeki yeri net bir şekilde ortaya konuldu. Konuya sadece basit ekonomik aracılık açısından değil, aynı zamanda grubun toplam operasyonel etkinliği göz önünde tutularak bakıldı.
-
Uygulama: Offshore’da her duruma uygun bir model bulunmuyor. Bazı durumlarda operasyonlar Finans kuruluşunun kendisi, bazı durumlarda ise onun adına başka şirketler tarafından gerçekleştirilerek daha iyi performans elde edilebiliyor. Başarının anahtarı süreçleri kimin nasıl yaptığının açık ve net olmasından, içeriden çalışmaya katılanların sayısının az olmasından geçiyor.
Offshoring’in üçüncü aşamasında ise varolan seçeneklerden hangilerinden daha fazla değer sağlanabileceğine karar vermek gerekiyor. Bu alanda başarılı olan şirketler her üç aşamada da azami değeri sağlayacak kararları veren kuruluşlar oluyor.
Deloitte’un raporuna göre, offshoring’de kısa bir zaman içinde uzmanlaşmış işlemcilerin piyasaya hakim olması bekleniyor. Bu işlemciler ipotek, kredi kartı yönetimi ve ticari finansman faaliyetleri yürütecekler.
Yöneticiler bu gelişmeler karşısında nasıl operasyonel kararlar alacaklarına ve rekabeti nasıl sürdüreceklerini iyi planlamaları ve uzun vadeli stratejiler hazırlamaları gerekiyor.
Deloitte hakkında
Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetlerinde dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan Deloitte, yaklaşık 140 ülkede, 150 bin personeli ile faaliyet gösteriyor. Deloitte’un dünya çapında 2006 yılı cirosu 23 milyar dolardır.
İleri teknoloji kullanan, değişik alanlardaki bilgi ve becerilerini bir araya getiren Deloitte, dünya çapındaki tüm müşterilerine aynı yüksek kaliteli hizmeti sunmayı ilke edinmiştir. Dünyanın en büyük şirketlerinin yarıdan fazlasına ve büyük ulusal teşebbüslere, kamu kurumlarına, ulusal devlere ve küresel çapta hızla büyüyen şirketlere hizmet veren Deloitte, birçok gelişmekte olan pazarda da liderliğini sürdürmektedir.
Türkiye’de çalışmalarına 1986 yılında başlayan Deloitte faaliyetlerini İstanbul ve Ankara’da 800’ü aşkın çalışanıyla sürdürüyor. Deloitte Türkiye’de denetim, vergi, yönetim danışmanlığı, kurumsal finansman ve kurumsal risk alanlarında hizmet vermektedir.