Deloitte, sürdürülebilir enerji yatırımlarını değerlendirdiği “Sürdürülebilir Enerji – Yatırım Değişimi ya da İklim Değişimi” isimli raporunu yayınladı. Rapora göre, bu alanda yatırım yapmak isteyen fonlara sunulan her 100 projeden sadece 10’u desteklenecek kalitede bulunuyor. Gelişmekte olan bazı ülkelerde bu alanda istikrarlı politikalar uygulanmaması ve lisanslama prosedürlerinin yeterince şeffaf olmaması da projelere ilişkin risk algılamalarını artırıyor.
18 Temmuz 2007, İstanbul. Dünyada küresel iklim değişikliği tartışmaları yoğunlaşırken, önemi giderek artan sürdürülebilir enerji kaynakları alanında yatırım sıkıntısı çekiliyor. Deloitte Enerji Hizmetleri Grubu tarafından hazırlanan “Sürdürülebilir Enerji - Yatırım Değişimi ya da İklim Değişimi” başlıklı raporda sürdürülebilir enerji yatırımlarının durumu masaya yatırıldı. Bu alandaki sorunlara dikkat çekilen raporda, sürdürülebilir enerji alanında yatırım yapmak isteyen fonların yeterince iyi projeler bulamadıkları, bulup desteklediklerinin hepsinden de umulan sonuçları alamadıkları belirtildi.
Deloitte Enerji Hizmetleri Grubu, Hollanda’da çevre yatırımları konusunda en son uygulamaların tartışıldığı “Küresel Raporlama İnisiyatifi” kongresine katılan 300 uluslararası fon yöneticisine sürdürülebilir enerji alanındaki yatırımlarla ilgili sorular yöneltti. Konuşmacı olarak Hollanda Prensi Willem-Alexander ve ABD eski Başkan Yardımcısı Al Gore gibi önde gelen isimlerin katıldığı kongrede yapılan araştırma, çevre dostu enerjilere yapılan yatırımlar hakkında son derece çarpıcı sonuçlar verdi. Çalışmada dört temel soruya cevap arandı.
-
Enerji için doğru fiyatı mı ödüyoruz?
-
Yatırımcılar hangi yenilenebilir enerji kaynaklarını tercih ediyorlar?
-
Yatırımcıları, sürdürülebilir enerjiye yönelten sebepler nelerdir?
-
Hazır sermaye ile hazır projeler arasında bir denge var mı?
Enerji için doğru fiyatı mı ödüyoruz?
Hemen tüm katılımcılar genel olarak fosil yakıtların hükümet sübvansiyonları yüzünden çok ucuz olduğunu, nihai tüketicinin ödediği fiyatların hava kirlenmesi ve kaynakların güvenliğiyle ilgili maliyetleri yansıtmadığı görüşünü bildirdiler. Bir çok katılımcı, bu gibi gizli maliyetlerin de eklenmesi halinde yenilenebilir enerji fiyatlarının, fosil yakıtlara göre çok daha ucuz çıkacağını belirtti.
Yatırımcılar hangi yenilenebilir enerji kaynaklarını tercih ediyorlar?
Bu soruya verilen yanıtlar bir enerji alanının ne denli sürdürülebilir algılanıyorsa, yatırımcılar için o kadar çekici olduğunu ortaya koymuştur. Bu çerçevede jeotermal ve güneş enerjisi yatırımlarının giderek arttığı, hatta bu yatırımların rüzgar enerjisi yatırımlarına ulaşmaya başladıkları görüldü. Bununla birlikte doğal gaz ve nükleer enerjinin de yenilenebilir olduğu görüşünü savunan yatırımcılar da çıktı.
Yatırımcıları, sürdürülebilir enerjiye yönelten sebepler nelerdir?
Sürdürülebilir enerji alanında projelerin desteklenmesini sağlayan en önemli neden, yatırım getirisi olarak belirtildi. Bunun yanında sosyal sorumluluk da bir başka neden olarak sunuldu.
Hazır sermaye ile hazır projeler arasında bir denge var mı?
İyi bir projenin temel kriterleri arasında yatırım getirisinin yanı sıra mali şeffaflık, kredi alan tarafın güvenilirliği, kâra geçme süresi ve yönetim ekibinin kalitesi de yer alıyor. Ayrıca projenin hayata geçirileceği ülkedeki yasal çerçeve, izinler ve sübvansiyonlar da projenin fon bulma şansını etkileyen diğer kriterler olarak öne çıkıyor.
Araştırmanın en ilginç sonuçlarından birisi de fon yöneticilerinin bu kriterlere uyan projeler bulmakta karşılaştıkları sıkıntı oldu. Alınan sonuçlara göre, fonlara sunulan her 100 projeden sadece 10’u desteklenmeye değer kalitede bulunuyor.
Projeleri zorlaştıran iç ve dış etkenler
Katılımcılar projelerin hedeflenen getirileri elde etmelerini zorlaştıran iç etkenler arasında bilgili ve uzman yönetici eksikliği, uygulayıcılardaki yetersizlikler ve sonuçların açık verilerle denetlenememesi gibi sorunları vurguluyorlar.
Bu sorunların aşılması için, yatırımcılar projelere ortaklıklar oluşturmak suretiyle beraber girerek riskleri paylaşmayı ve Risk ve Proje Yönetimi konusunda yeni yöntemler geliştirmeyi deniyorlar.
Dış etkenler arasında ise özellikle bazı gelişmekte olan ülkelerde hükümetlerin sürdürülebilir enerji alanında istikrarlı politikalara sahip olmaması, lisanslama prosedürlerinin şeffaflıktan uzak olması gibi sorunlar bulunuyor.
Türkiye doğru politikalarla bu alanda yeni yatırımlar çekebilir
Deloitte Türkiye Danışmanlık Ortağı Sibel Çetinkaya raporla ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye’nin doğru politikalar uygulayarak sürdürülebilir enerji alanında yatırım yapmak isteyen uluslararası fonları çekebileceğini vurguladı:
“Fosil yakıtların tersine küresel iklim değişikliğine yol açmayan, çevreyi koruyan sürdürülebilir enerji kaynakları giderek daha fazla önem kazanıyorlar. Bu alandaki yatırımlar bugünden artmaya başladı, gelecekte daha da artacak. Bizim hükümetimiz de temiz enerji kaynaklarını destekleme politikası çerçevesinde, Yenilenebilir Enerji Kanunu’nu yasalaştırmıştır. Burada önemli olan, mevzuatın uygulanması sürecinde, teşvik edici ve istikrarlı bir politika uygulamasıdır. Alternatif enerji kaynakları açısından zengin bir ülke olan Türkiye bunu başarırsa, temiz ve çevre dostu enerji ile ekonomik kalkınmasını desteklemekle birlikte, bu alanda önde koşan ülkeler arasında yer alabilir. Deloitte olarak bilgi birikimimizi ve uzmanlığımızı enerji yatırımcılarına sunmaya hazırız. Bu alanda ciddi katkılar yapacağımıza inanıyorum.”
Daha fazla bilgi için: www.deloitte.com.tr
Deloitte hakkında
Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetlerinde dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan Deloitte, yaklaşık 140 ülkede, 150 bin personeli ile faaliyet gösteriyor. Deloitte’un dünya çapında 2006 yılı cirosu 23 milyar dolardır.
İleri teknoloji kullanan, değişik alanlardaki bilgi ve becerilerini bir araya getiren Deloitte, dünya çapındaki tüm müşterilerine aynı yüksek kaliteli hizmeti sunmayı ilke edinmiştir. Dünyanın en büyük şirketlerinin yarıdan fazlasına ve büyük ulusal teşebbüslere, kamu kurumlarına, ulusal devlere ve küresel çapta hızla büyüyen şirketlere hizmet veren Deloitte, birçok gelişmekte olan pazarda da liderliğini sürdürmektedir.
Türkiye’de çalışmalarına 1986 yılında başlayan Deloitte faaliyetlerini İstanbul ve Ankara’da 800’ü aşkın çalışanıyla sürdürüyor. Deloitte Türkiye’de denetim, vergi, yönetim danışmanlığı, kurumsal finansman ve kurumsal risk alanlarında hizmet vermektedir.