Deloitte Türkiye   Deloitte Türkiye
 
“Kritik Yetenekler” Altın Değerinde
Deloitte’a göre, yüksek işsizliğe rağmen şirketler için kalifiye eleman bulmak zor
Yayınlandı: 10/4/07

Deloitte, “Yıl 2008: Yeteneğinizin Nerede Olduğunu Biliyor Musunuz?” başlıklı raporunda, şirketlerin yetenekli insan kaynaklarını işe alma ve elde tutma stratejilerini irdeledi. Avrupa’da yaşlanan nüfus ve eğitim politikalarının ciddi bir işgücü açığı doğurduğunun belirtildiği raporda, şirketleri rakiplerinin önüne geçirecek az sayıdaki yeteneği işe alma ve elde tutma stratejileri değerlendiriliyor. Raporda, ABD’de işinden memnun olmayan çalışanların ekonomiye maliyetinin de 350 milyar doları bulduğu açıklandı.

10 Nisan 2007, İstanbul; Türkiye’de Vergi, Yönetim Danışmanlığı, Kurumsal Finansman, Kurumsal Risk ve Denetim alanlarında hizmet veren Deloitte’un, “Yıl 2008: Yeteneğinizin Nerede Olduğunu Biliyor Musunuz?” başlıklı raporunda, küresel çapta yaşanan kalifiye eleman sıkıntısı ve şirketlerin “kritik yetenek”ler için verdikleri savaşı kazanmak için yapması gerekenler ele alınıyor. Rapora göre, nüfus ve eğitim politikalarındaki değişim ve çalışanların iş ortamından duyduğu memnuniyetsizlik “kritik yetenekler”in bulunması ve elde tutulmasında yeni yöntemleri gerekli kılıyor.

Batı’da yaşlanan nüfus kalifiye işlerin boş kalmasına yol açıyor
Deloitte’un çalışmasında, şirketin iş performansında çok yüksek oranda pay sahibi olan, müşteriler ile hissedarlar için de ortalamanın üzerinde değer yaratan grup ve bireyler “kritik yetenek” olarak nitelendiriliyor. Bu insanlar olmadan, örgütlerin stratejilerini hayata geçiremeyeceklerinin altı çiziliyor. Kritik yetenekler her zaman şirketin en yüksek maaşı alan ya da en üst kademelerindeki çalışanları olmayabiliyor. Örneğin, ilaç şirketlerinde yeni ilaçlar geliştiren araştırmacılar ya da bir dağıtım şirketinde paketlerin alım ve teslimini etkin ve zamanında gerçekleştiren kuryeler şirketler için vazgeçilmez elemanlar olabiliyor.

Rapor, dünyanın birçok bölgesinde, yüksek işsizliğe rağmen bir işgücü darboğazı yaşandığına dikkat çekiyor. Batı’da yaşlanan nüfus, Çin’de ise tek çocuk politikası, özellikle kentlerde kalifiye eleman sıkıntısını ortaya çıkartıyor. Eğitim alanında yaşanan dengesizlik de bu muazzam değişimleri körüklüyor. Gelişmiş ülkelerde bilim ve mühendislik fakültelerinden mezun olanların sayısı giderek azalıyor. Bu alanda, 1998-2008 yılları arasında ABD’de 2 milyon kişi emekliye ayrılacakken yerlerine geçmek üzere ülkedeki üniversitelerden sadece 198 bin kişinin mezun olacağı hesaplanıyor. Almanya’da ise bu rakam 1995 yılından bu yana üçte bir oranında azaldı. Gelişmiş ülkeler sağlık sektöründe de muazzam bir işgücü açığı ile karşı karşıyalar. Amerika Birleşik Devletleri’nde 2012’de 1 milyon hemşire açığı olacağı tahmin ediliyor.

ABD’de işinden memnun olmayanların maliyeti 350 milyar dolar
Şirketlerin karşılaştığı zorluklar nüfus eğilimleri ile sınırlı kalmıyor. Çalışanların sürekli olarak eğitilmesi ve geliştirilmesi, bireylerin kariyer yolunda daha fazla esnekliğe sahip olması gerekirken, kuruluşlar da çalışanlarından daha fazla esneklik bekliyorlar. Birbirini izleyen küçülme dalgaları, çalışanların talepleri, işten memnuniyetsizlik ve çalışanları günün her saati işlerine bağlayan teknolojiler yüzünden çalışanlar arasındaki memnuniyetsizlik de rekor seviyelere ulaşıyor. İngiltere’de çalışanların yüzde 80’i, Fransa’da ise yüzde 88’i işinden hoşnut değil. Ortaya çıkan verimsizliğin ekonomiye maliyeti, ABD’de 350 milyar dolara, Fransa’da 100 milyar Euro’ya, İngiltere’de 64 milyar dolara, Singapur’da ise 6 milyar dolara ulaşıyor.

Bu, mevcut yöntemlerde de önemli değişiklikler yapılmasını gerektiriyor. Raporda çözüm önerileri arasında, bunalan ve moralsiz işgücü ile başa çıkmak için çalışanlara aşırı bilgi yükünü etkin şekilde yönetmelerine yardımcı olmak, işi en etkin şekilde yapmalarına yardımcı olacak araçları sağlamak, işleri ve çalışma koşullarını yeniden düzenlemek de bulunuyor. Ancak hepsinden önce, yöneticilerin aynaya bakması gerekiyor. Zira, işten ayrılma nedenlerinin başında çalışanın amiri ile yaşadığı sorunlar geliyor.

Mevcut İK yaklaşımları işe yaramıyor
Deloitte’un çalışmasında, halen kritik yeteneğin işe alınması, yönlendirilmesi, geliştirilmesi ve elde tutulması safhalarından oluşan mevcut yönetim tekniklerinin eksikliklerine de dikkat çekiliyor. Şirketler, acil bir şekilde yetenekleri elde etmeye yoğunlaşıyorlar. Oysa aynı yetenekli personeli kurum bünyesinde tutmak için gereken kaynaklar ayrılmıyor. ABD’de ortalama bir şirket, yılda 100.000 dolar kazanan bir çalışanı işe almak için, çalışmaya başladıktan sonra eğitimine harcadığının 50 katı daha fazla para harcıyor. Elde tutma aşamasına yeterli şekilde eğilmeyen şirketler yönlendirme ve geliştirme aşamalarını ise tümüyle gözden kaçırıyor, özellikle de yeteneklerin kıt olduğu dönemlerde önemli çalışanlarını kaybediyorlar.

Çalışanlar cephesinde ise genel kanının aksine, ücretin en önemli kalem olmadığı görülüyor. Yapılan araştırmalar, çalışanların işverenden beklentilerinin başında ilginç, zorlu iş; açık, iki yönlü iletişim; büyüme ve gelişme fırsatları olduğunu ortaya koyuyor. Kazanılan para ise ancak sekizinci sırada geliyor. Ücret, sadece yetersiz seviyede olduğunda en önemli kalem haline geliyor.

Deloitte Türkiye çalışanlarına uluslararası imkanlar sunuyor
140 ülkede, 135 bin personeli ile dünyanın en büyük uluslararası kuruluşlarından biri olan Deloitte da “mükemmelliğin standardı olma” misyonunu benimsiyor. Kuruluş, “dünyanın en iyi profesyonel hizmet firması olarak tanınmak” vizyonu ile faaliyetlerini sürdürüyor.

Müşterilerine mükemmeli sunabilmenin, sektörde kalitede lider olabilmenin, dolayısıyla yenilikleri ve gelişmeleri takip edebilmenin temel şartının, çalışanlarına etkin ve verimli eğitim desteği sağlamak olduğunu ifade eden Deloitte Türkiye Denetim ve İnsan Kaynakları Ortağı Özlem Gören konuyla ilgili şu açıklamayı yapıyor:

“Her seviyedeki ve tüm çalışanlarımıza üstlendikleri görevlerle bağlantılı ve ihtiyaçları doğrultusunda teknik ve beceri eğitimleri planlıyor ve sonuçları takip ediyoruz. Küresel Gelişim Programımız ile, istekli ve başarılı çalışma arkadaşlarımıza yurtdışındaki bir Deloitte ofisinde 18 ile 24 ay arası çalışma fırsatı sunuyor, farklı bir ülke ve kültür içinde tecrübe kazanmalarını sağlıyoruz. Bu şekilde, uluslararası bir bakış açısı kazanarak, yerel düzeyde edindikleri bilgi ve tecrübeleri uluslararası alandaki yetenekleri ile bütünleştirmelerini sağlamayı amaçlıyoruz. Ayrıca, üniversiteden mezun olur olmaz aldığımız ve yetiştirdiğimiz çalışanlarımıza deneyim ve gelişimleri sonunda şirket ortağı olma şansı veriyoruz, ki bu durum Türkiye’de çok az şirketin sağlayabildiği bir imkan.”

Türkiye'deki çalışmalarına 1986 yılında başlayan Deloitte, faaliyetlerini İstanbul ve Ankara'da sürdürüyor. Küresel Gelişim Programı kapsamında bugüne kadar yaklaşık 70  Deloitte Türkiye çalışanı çeşitli yurtdışı ofislerde görevlendirildi. Bu süre zarfında, programa katılan 11 kişi kuruluştaki kariyerlerini ilerleterek Deloitte Türkiye’nin ortakları arasına katıldı. Halen 17 Deloitte Türkiye çalışanı aralarında New York, Londra, Chicago, San Francisco ve Toronto’nun bulunduğu, çeşitli yurtdışı ofislerde görev yapıyor.

 

Bu konu hakkında daha fazla bilgi için
 
Kaynak: Deloitte Türkiye - Türkiye (Türkçe)

Sayfayı bastır    E-Posta
     

©2008 Deloitte Touche Tohmatsu. Her hakkı saklıdır.
Deloitte; bir veya birden fazla, ayrı ve bağımsız birer yasal varlık olan, İsviçre mevzuatına göre kurulmuş Deloitte Touche Tohmatsu'ya ve üye firma ağına atfedilmektedir. Deloitte Touche Tohmatsu ve üye firmalarının yasal yapısının detaylı açıklaması için lütfen www.deloitte.com/about adresine bakınız.

Deloitte Türkiye RSS