Deloitte Türkiye   Deloitte Türkiye
 
Küresel Ekonominin İki Devi: Çin ve Hindistan
Deloitte yeni raporunda Çin ile Hindistan’ı karşılaştırdı
Yayınlandı: 15/2/07

Deloitte, son yıllarda küresel ekonomiye damgasını vuran iki ülkeyi karşılaştırdığı, “Çin ve Hindistan: Efsanenin Ötesindeki Gerçek” başlıklı raporunu yayınladı. Rapora göre, Hindistan’ın BT ve hizmetler sektörlerindeki başarıları büyütüldüğü/ortaya konduğu kadar olağanüstü değil. Çin’in finans sektörünün kamu denetiminde olması ise yatırımların verimliliğini azaltıyor. Çalışmada, Çin’in gelişmiş altyapısı karşısında bocalayan Hindistan’ın yapısal sorunlarını çözmesi gerektiği vurgulanıyor. Rapor bütün eksiklerine rağmen her iki ülkenin de büyümeye devam edeceğini ve dünya devlerini zorlayacak kadar güçlü küresel şirketler çıkartacaklarını belirtiyor.

15 Şubat 2007, İstanbul; Türkiye’de Denetim, Vergi, Yönetim Danışmanlığı, Kurumsal Finansman ve Kurumsal Risk alanlarında hizmet veren Deloitte, son dönemde küresel ekonomik büyümenin yıldızları olarak değerlendirilen iki ülkeyi karşılaştırdı. Deloitte’un “Çin ve Hindistan: Efsanenin Ötesindeki Gerçek” başlığıyla yayınladığı raporda, dünya nüfusunun yüzde 40’ını, küresel GSYİH’nin ise yüzde 25’ini oluşturan Çin ve Hindistan’ın ekonomileri incelendi. Raporda iki ülkede iş yapmanın avantajlı ve dezavantajlı yönleri de ele alınıyor.

Raporda, son 25 yıl içinde bir milyarı aşkın Çinli ve Hintli işçinin küresel ekonomiye katılmalarının tarihteki en önemli ekonomik olaylardan biri olduğu ve bu iki ülkede gelirlerin artmasıyla doğan 2 milyardan fazla yeni tüketicinin de küresel ekonominin büyümesine önemli bir katkı yaptığı kaydediliyor.

Halen Hindistan’ın hizmetlerde, Çin’in ise sınai üretimde uzmanlaşmış göründüklerini belirten Deloitte raporu, bu işbölümünün de ortadan kalkacağını kaydetti. Rapor gelecekte iki ülkenin de hem hizmet hem de imalat sektörlerinde hızla büyümeye devam edeceklerini, Batılı devlerle rekabet edebilecek dünya çapında şirketler çıkartacaklarını ve gelişen orta sınıflarıyla batılı şirketler için büyük bir pazar oluşturacaklarını tahmin ediyor.   

Deloitte’un çalışması, Çin’in günümüzde temel küresel dinamikler üzerinde oynadığı önemli role dikkat çekiyor. Çin, hızlı büyümesiyle petrol fiyatlarını yükseltirken, para biriminin değerini düşük tutarak da ABD’nin dış ticaret açığını fonluyor. Çin’in imalat kapasitesine yaptığı yüksek yatırımlar ise küresel fiyatlar ve kar marjları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşturuyor. Çin’e benzer bir yüksek büyüme ve küresel ekonomiye entegrasyon sürecinden geçmekte olan Hindistan’ın ise küresel ekonominin bir sonraki yıldızı olabileceği vurgulanıyor.

Raporla ilgili bir değerlendirme yapan Deloitte Türkiye Stratejik Planlama, İş Geliştirme ve Pazarlama Ortağı M. Sait Gözüm, Çin ve Hindistan’ın Türkiye’de daha ziyade rakip olarak görüldüğünü, ancak ortadaki fırsatın iyi değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bu ülkelerin aynı zamanda dünyanın en hızlı büyüyen pazarları olduğunun gözden kaçmaması gerektiğini ifade eden Gözüm sözlerini şöyle sürdürdü:

“Çin ve Hindistan’da iş yapmak sadece bu ülkelerden ihracat yapmak için değil, bu önemli ve dinamik pazarlarda bir yer edinebilmek açısından da önem taşıyor. Bu ülkelerde ciddi fırsatlar var. Nitekim, her iki ülkede iş yapan Türk firmalarının sayısında önemli bir artış yaşanıyor. Önümüzdeki dönemde, bu artışın sürmesini bekliyoruz.”

Dünyanın en büyük ekonomileri arasında
Ülkelerin GSYİH’si satın alma gücü paritesine göre ölçüldüğünde, Çin ABD’nin ardından dünyanın ikinci, Hindistan ise dördüncü büyük ekonomisi olarak öne çıkıyor. İki ülke bir araya geldiklerinde muazzam bir ekonomik gücü temsil ediyor. 2005 yılında küresel büyümenin yaklaşık yarısı bu iki ülkede meydana gelirken, Çin 764 milyar dolar, Hindistan ise 96 milyar dolar tutarında mal ihracatı gerçekleştirdi. Hizmetler açısından ise 2004 yılında Çin 62 milyar dolarlık, Hindistan ise 40 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiler.

Çin’de kamu sektörü yatırımların verimliliğini düşürüyor
Deloitte’un çalışması, genelde birbirine benzer ekonomiler olarak algılanan Hindistan ve Çin’in birbirlerinden oldukça farklı olduklarını ortaya koyuyor. Hindistan’a göre daha çok yatırım ve daha çok tasarruf yapan Çin’in bütçe açığı ise Hindistan’ınkinden çok daha düşük. Bunların sonucunda, Çin, Hindistan’a göre daha yüksek bir büyüme sergiliyor. Ancak, Çin’in yatırımlarının ciddi bir bölümünün kamu bankaları tarafından kamu işletmelerine sağlanan kredilerle yapılıyor olması, bu ülkede yatırımlarının verimliliğini düşürüyor. Kredilerin verilmesi genellikle ekonomik olmaktan çok siyasi temellerde gerçekleşiyor. Sonuçta, Çin’de tasarruflar girişimcilere değil bu şirketlere akıyor. Hindistan’da ise özel teşebbüsün yatırımlarda daha büyük bir rol oynaması sayesinde, daha kısıtlı olan kaynaklar çok daha verimli bir şekilde kullanılabiliyor.

Çin ve Hindistan’da iş yapmak
“Çin ve Hindistan: Efsanenin Ötesindeki Gerçek” raporunda, Hindistan’da iş yapmanın maliyetlerinin Çin’e kıyasla yüksek olduğu ifade ediliyor. Buna karşın, birçok etken Hindistan’ı küresel şirketlerin gözde pazarları arasına sokuyor. Raporda iki ülke farklı başlıklar altında şöyle karşılaştırılıyor:

Altyapı: Çin’in nispeten yaygın bir altyapıya sahip olmasının hızlı büyümesini sürdürmesine katkıda bulunacağına sıkı sık değiniliyor. Hindistan ise bu açıdan halen yetersiz bir düzeyde kalıyor. Örneğin, yetersiz liman kapasitesi yüzünden Hint ihraç malları ABD’ye, Çin ihraç mallarına kıyasla üç ila dört kat daha uzun bir zamanda ulaşıyor. Dünya konteyner trafiğinin beşte birini elinde bulunduran, Şenzhen ve Şanghay’da devasa limanlar kuran Çin karşısında, Hindistan limanları halen yeni nesil konteyner gemilerine karşı hazırlıksız. Çin’in 1,4 milyon kilometrelik otoyol ağına karşılık, Hindistan’ın otoyol ağı 195 bin kilometrede kalıyor. Hint hükümetinin ülkedeki altyapıyı iyileştirmek için harcamayı planladığı 150 milyar doları nereden bulacağı ise bilinmiyor.

Yasal düzenlemeler: Hindistan kısıtların kaldırılmasında önemli ilerlemeler kaydettiyse de, sosyalist geçmişinden miras kalan birçok yasa halen varlığını sürdürüyor. Örneğin, Esnek olmayan çalışma yasaları yüzünden işletmeler yeni eleman almakta isteksizler. Öte yandan, Çin’deki çalışma yasaları her zaman uygulanmıyor. Nitekim Hindistan’da ulusal çalışma yasalarını uygulamaya daha az istekli kimi eyaletler istihdamda daha fazla büyüme yaşıyorlar. Perakende sektörünün serbestleştirilmesi ve gümrük vergilerinin düşürülmesi konularında da komşusundan çok daha ileride olan Çin bu durumun sunduğu avantajlardan yararlanırken, Hindistan aşırı düzenleme içinde bocalıyor. Ancak, kredi alma ve yatırımcıların haklarını korumada Hindistan daha iyi konumda.

Nüfus yapısı: Çin’in nüfus yapısı önde gelen gelişmiş ülkelerinkini andırıyor. Düşük doğum oranları, yükselen yaşam beklentileri, çocuk ve genç yetişkinlerin sayısının düşeceği, orta yaşlılar ve yaşlıların sayısının ise artacağı beklentisi bu ülke için de geçerli. Hindistan’da ise, nüfus çok daha genç ve daha hızla büyüyor. Bu, Hindistan açısından bir fırsat penceresi oluşturabilirse de ülkenin bundan en verimli şekilde yararlanabilmesi için bugün hızını kesen bürokratik yapısından kurtulması gerekiyor.

Hizmetler: Çin’de hizmetler GSYİH’nin %32’sine denk gelirken bu oran Hindistan’da %51 düzeyinde gerçekleşiyor. Hindistan’da çocukların %75’inin 8. sınıfı bitirmeden okuldan ayrılıyor oluşu bu ülkenin patlama yaşayan hizmet sektöründe çok yakında işgücü sıkıntısı çekileceğine işaret ediyor. Çin ise hizmetler sektöründe başarılı olmaya Hindistan’dan daha yakın. Üniversiteye katılım, okur yazarlık, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı gibi göstergelerin hepsinde Hindistan’ın çok önünde giden Çin eğitime çok daha fazla kaynak ayırıyor. Hindistan’ın tek büyük avantajı olan İngilizce konuşan insan gücü fazlalığı konusunda da Çin aradaki mesafeyi kapatmaya kararlı.

İmalat: İmalat sanayii Çin’de GSYİH’nin %39’unu, Hindistan’da ise %16’sını oluşturuyor. Çin aşırı derecede imalata bağımlı ve az gelişmiş bir hizmetler sektörüne sahip bir görünüm sergiliyor. Öte yandan, Hindistan’da, ürün üretimi küresel standartlarda nispeten düşük kalıyor. Hindistan’daki ekonomik iklim büyük ölçekli üreticilerden ziyade küçük işletmelere avantaj sağlıyor. Bununla birlikte, Hindistan çok düşük işçilik maliyetlerine sahip. 2002 yılında Hindistan’daki tipik bir imalat işçisinin maaşı 23,80 dolarken Çin’de bu rakam 110,80 dolardı. Gelecek dönemde, Hindistan’ın bir imalat merkezi haline gelerek Çin’e yaklaşması bekleniyor.

Girişimcilik: Çin daha fazla yatırım gerçekleştirirken, Hindistan ise daha fazla sayıda finansal açıdan başarılı özel şirket ortaya çıkartıyor. Çin’in en önemli sorununu küçük işletmelerin ihtiyaç duydukları fonlara ulaşamamaları oluşturuyor. Hindistan’da ise fonlar kısıtlı miktarda, ancak küçük işletmelerin bunlara erişimi daha yüksek düzeyde gerçekleşiyor. Çinli girişimciler, kendi bankalarından bulamadıkları fonlara ulaşabilmek ve daha iyi fikri mülkiyet korumalarından yararlanabilmek için yabancılarla ortaklığa gitmek istiyorlar.

Bu konu hakkında daha fazla bilgi için
 
Kaynak: Deloitte Türkiye - Türkiye (Türkçe)

Sayfayı bastır    E-Posta
     

©2008 Deloitte Touche Tohmatsu. Her hakkı saklıdır.
Deloitte; bir veya birden fazla, ayrı ve bağımsız birer yasal varlık olan, İsviçre mevzuatına göre kurulmuş Deloitte Touche Tohmatsu'ya ve üye firma ağına atfedilmektedir. Deloitte Touche Tohmatsu ve üye firmalarının yasal yapısının detaylı açıklaması için lütfen www.deloitte.com/about adresine bakınız.

Deloitte Türkiye RSS