Deloitte Türkiye   Deloitte Türkiye
 
Güvenlik ihtiyacı ve petrol fiyatları deniz taşımacılığında maliyetleri yükseltiyor
Deloitte deniz taşımacılığındaki gelişmeleri irdeledi
Yayınlandı: 02/8/06

Genişleyen dünya ticaretiyle birlikte hızlı bir büyüme dönemi yaşayan dünya deniz taşımacılığındaki son gelişmeler Deloitte tarafından mercek altına alındı. Sektörde gündemin birinci sırasında yer alan güvenlik sorunu ve yükselen petrol fiyatları nedeniyle maliyetler artıyor. Yüksek maliyetlerden çekinerek  güvenlik konusunda gerekli yatırımı yapmayan oyuncuların ayakta kalması güçleşiyor. Limanların ise altyapı eksiklerini hızla gidererek ticari gemilere daha kapsamlı hizmetler sunması gerekiyor.

2 Ağustos 2006, İstanbul,  Dünya çapında pek çok uluslararası deniz taşımacılık kuruluşuna hizmet veren Deloitte sektördeki gelişmeleri irdeledi. Deloitte’a göre, artan güvenlik ihtiyaçlarının ve yükselen petrol fiyatlarının getirdiği mali yükler ile liman hizmetlerindeki yetersizlikler sıkıntı yaratıyor. Sektörde rekabet koşullarının giderek ağırlaştığını kaydeden Deloitte, sektörün karşı karşıya kaldığı hususları; Güvenlik, Sektörde Birleşmeler, Ana Limanlar, Limanların Daha İyi İşletilmesi ve Gemi Sayısının Yeterliliği başlıkları altında raporunda  özetledi.

Çalışmanın sonuçlarını değerlendiren Deloitte Türkiye Denetim Ortağı ve Havacılık ve Taşımacılık Sektör Lideri Selçuk Ürkmez şunları söyledi:

“Bugün güvenlik standartlarını üst seviyede tutan ülkelerin limanlarında alınan güvenlik önlemleri kıtalararası çalışan ticari gemilerde büyük yatırım gerektiriyor ve maliyetleri yükseltiyor. Ancak sektörün global olduğu düşünüldüğünde bütün oyuncular bu yatırımı yapmak zorunda. Aksi takdirde oyunda kalamayacaklar. Türkiye’de limanların daha verimli bir şekilde işletilmesi için gerekli yatırımı yapmak durumunda. Ülkemizin ticaret hacmindeki artışı ve özellikle de, önümüzdeki dönemde Rusya ve Orta Asya  petrollerinin Türkiye’nin deniz ve limanlarından dünyaya dağıtılacağını göz önünde bulundurursak; bu alanda kaybedecek vaktimiz olmadığını net bir şekilde görebiliriz. Bu çalışmanın, deniz taşımacılığında hem kamuda, hem de özel sektörde karar alma pozisyonunda olan yöneticiler için yararlı olacağını umuyoruz.”

Güvenlik gündemin en üst sırasında yer alıyor
2000’li yıllarda terörün küresel bir tehdit olarak ortaya çıkması deniz taşımacılığında sıkı güvenlik önlemleri alınmasına neden oldu. Taşınan yüklerin korunmasından, denizcilerin güvenlik soruşturmasına kadar pek çok alanda yeni kurallar getirildi. ABD’nin girişimiyle harekete geçen ve 164 ülkenin üye olduğu Uluslararası Denizcilik Örgütü IMO Gemi ve Liman Tesisleri Güvenlik Yönetmeliği’ni kabul etti. Bu yönetmelik hem gemi sahiplerinin, hem de liman yetkililerinin kapsamlı güvenlik planları hazırlamasını ve 500 gros tonun üzerindeki ticari gemilerde güvenlik alarm sistemleri kurulmasını zorunlu kılıyor. Alarm sistemi gemiye bir saldırı halinde güvenlik güçlerinin anında haberdar olmasını sağlıyor.

Yeni güvenlik uygulamalarının maliyeti de bir hayli yüksek. Amerikan Sahil Güvenlik Komutanlığı, yeni önlemler için ABD’de bu yıl içinde 1,1 milyar dolar, önümüzdeki on yıl içinde ise 7,4 milyar dolar harcanacağını tahmin ediyor.

Daha az gemi daha az şirket
Deloitte’a göre, deniz taşımacılığı sektörü 1990’ların sonunda olduğu gibi  yeniden bir konsolidasyon sürecine girebilir. Maersk’in P&O’yu satın alması, TUİ’nin CP Ships’i alması bu eğilimin ilk işaretlerini oluşturdu. Küresel ticaret ve gemi ihtiyacı artarken, tersanelerin kapasitelerinin sınırlı olması da konsolidasyonu teşvik eden nedenler arasında yer alıyor. Halen dünya çeliğinin yaklaşık yüzde 30’unun Çin tarafından tüketilmesi, tersanelerin çelik bulmasını güçleştiriyor ve yeni gemi üretimini azaltıyor.

Ancak Deloitte’un incelemesinde, başka şirketleri satın almak isteyen deniz taşımacılığı kuruluşları dikkatli olmaları konusunda uyarılıyor. Fazla risk alan kuruluşlar, satamayacakları bir kapasiteyle ve ödeyemeyecekleri bir borç yüküyle karşı karşıya kalabilirler.

Daha iyi çalışan limanlar
Limanların pek çoğunda, başta demiryolları olmak üzere altyapı yatırımları yeterli olmadığı için, limana getirilen kargoların kara yoluyla dağıtılması aksıyor ve yoğunluk artıyor. Bu da gemilerin yavaşlamasına neden oluyor. Liman işletmelerinin yatırım kararı almaları gerekiyor. Bu karar sadece yeni altyapı inşasını öngörmüyor. Aynı zamanda, elde bulunan varlıkların daha etkin kullanımını kapsıyor. Limanların gemilere daha çok yer ve insan gücü ayırmaları, hızlı yük boşaltma imkanları sağlamaları ve kalış süresini azaltmaları gerekiyor.

Zaman içinde yük gemilerinin ve tankerlerin giderek büyümesi, bu gemilerin limanlara girişini de masraflı hale getirdi. Bu nedenle şirketler gemilerinin bütün limanlara uğramak yerine belli bir bölgedeki en büyük limana girmesini ve boşaltılan yükün kara yoluyla bölgenin diğer limanlarına ve onların dağıtım kanallarına ulaştırılmasını tercih ediyorlar. Örneğin Asya’da Hong Kong ve Singapur limanları bu tür merkezi liman işlevi görüyorlar.

Deniz taşımacılığındaki canlılık sürecek mi?
Halen dünya ticaretindeki canlılığa paralel olarak deniz taşımacılığı da son derece canlı bir dönemden geçiyor. Dev tankerler ve yük gemileri denizlerde bayrak dalgalandırıyor. Ancak bu canlılık dünya ticaretinin gelişme hızını korumasına bağlı. Küresel ticaret yavaşlarsa, deniz taşımacılığı sektörü de yavaşlayacak.

Bu yöndeki endişeler ve tersane fiyatlarındaki artışlar nedeniyle okyanus aşırı çalışan birçok şirket yeni gemi siparişlerini durdurdu. Bunda biraz tersanelerin kapasitelerinin dolmuş olması da rol oynuyor. Şu sıralarda verilecek bir gemi siparişi en erken 2008’in ortalarında karşılanabilecek. O sırada pazarın ne durumda olacağı ise kestirilemiyor.

Deloitte hakkında
Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetlerinde dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan Deloitte, 150 ülkede, 700 ofiste, 135 bin personeli ile faaliyet gösteriyor. Deloitte’un 2005 yılı cirosu 20 milyar dolardır.
 
İleri teknoloji kullanan, değişik alanlardaki bilgi ve becerilerini bir araya getiren Deloitte, dünya çapındaki tüm müşterilerine aynı yüksek kaliteli hizmeti sunmayı ilke edinmiştir. Müşteri portföyündeki ülke, dil, para birimi ve kültür farklılıkları, kuruluşun gelişmekte olan pazarlardaki liderliğinin bir göstergesini oluşturuyor.
 
Türkiye’de çalışmalarına 1986 yılında başlayan Deloitte faaliyetlerini İstanbul ve Ankara’da 500’ü aşkın çalışanıyla sürdürüyor. Deloitte’un Türkiye’de denetim, vergi, yönetim danışmanlığı, kurumsal finansman ve kurumsal risk alanlarında hizmet veren beş şirketi bulunuyor.

Deloitte'un hazırladığı "Uluslararası Deniz Taşımacılığının Ana Sorunları" adlı rapora ulaşmak için tıklayınız.

Bu konu hakkında daha fazla bilgi için
 
Kaynak: Deloitte Türkiye - Türkiye (Türkçe)

Sayfayı bastır    E-Posta
     

©2008 Deloitte Touche Tohmatsu. Her hakkı saklıdır.
Deloitte; bir veya birden fazla, ayrı ve bağımsız birer yasal varlık olan, İsviçre mevzuatına göre kurulmuş Deloitte Touche Tohmatsu'ya ve üye firma ağına atfedilmektedir. Deloitte Touche Tohmatsu ve üye firmalarının yasal yapısının detaylı açıklaması için lütfen www.deloitte.com/about adresine bakınız.

Deloitte Türkiye RSS