Deloitte Türkiye   Deloitte Türkiye
 
HAVA TAŞIMACILIĞININ YÜKSELİŞİ DEVAM EDİYOR
Deloitte “2010’da Hava Taşımacılığı” başlıklı raporu yayımladı
Yayınlandı: 17/7/06

Ülkemizde de önemli değişikliklere sahne olan havayolu taşımacılığı Deloitte’un yayımladığı “2010’da Hava Taşımacılığı” başlıklı raporunda detaylı olarak ele alındı. Havayolu taşımacılığının geçirmekte olduğu büyük dönüşümün incelendiği çalışmaya göre, önümüzdeki dönemde sektörü istikrarlı bir büyüme bekliyor: 2010 yılına kadar uçakla seyahat eden yolcu sayısı 2,3 milyarı aşabilir. Küresel büyümede başı Çin ve Hindistan çekecek. Ucuz havayolu şirketleri ise, bir konsolidasyon sürecine girecek. Deloitte Türkiye’nin ortaklarından Selçuk Ürkmez’e göre, Türkiye’de de hızla gelişen ucuz havayolu taşımacılığını parlak günler bekliyor.

17 Temmuz 2006, İstanbul; Deloitte’un Küresel Havacılık ve Taşımacılık Hizmetleri Bölümü geçenlerde yayımladığı “2010’da Hava Taşımacılığı” raporu ile, önümüzdeki dönemde sektörde yaşanması beklenen gelişmeleri değerlendirdi. Sektörü çok ciddi değişikliklerin beklediğine işaret edilen rapora göre, ucuz havayolu şirketleri (UHŞ) geleneksel havayolu şirketlerine karşı avantajlarını korusalar da, uzun vadede bu şirketler arasında ciddi bir konsolidasyon süreci bekleniyor. Geleneksel havayolu şirketleri, ayrıcalıklı ve lüks bir havayolculuğu yaşamak isteyen yolculara hitap eden hizmetleri de devreye sokmaya hazırlanıyor.

Havacılık sektörünün yeni pazar yaratmadaki başarısına değinilen çalışmada, bugün 1,6 milyarı bulan yolcu sayısının, 2010 yılına kadar 2,3 milyarı aşabileceği belirtiliyor. Bu yüksek büyümede, başı Çin ve Hindistan’ın çekmesi bekleniyor. Büyümenin yüzde 15’inin Çin ve Hindistan’dan kaynaklanması, Kuzey Amerika ve Avrupa’nın küresel yolcu trafiğinden aldığı payın da azalacağı düşünülüyor. Hava taşımacılığına yönelik talepte, son dört yılda yaşanan aşırı değişken dalgalanmanın da yerini istikrarlı bir büyümeye bırakması öngörülüyor.

Yolcu ihtiyaçları trend’i belirliyor
Havayolu taşımacılığında etkisi bugünden hissedilmeye başlayan eğilimlerden birini iş ve turistik amaçla seyahat eden yolcu ayrımının giderek ortadan kalkması oluşturuyor. Bu çerçevede, bazı geleneksel havayollarının da Business Class uygulamasını tümüyle kaldırmaya başladığına dikkat çekiliyor. Bu eğilimin temelinde ise, ucuz taşıyıcıların sektörde yarattığı rekabet ve şirketlerin seyahat masraflarını kısma çabaları yatıyor. Ancak bu durum, kurumsal müşterilerin gözden düştüğü anlamına gelmiyor. Ucuz havayolu taşıyıcıları iş dünyasından müşteri çekebilmek amacıyla hizmetlerini genişletiyorlar. Sektörün istikrara kavuşmaya ve şirketlerin seyahat bütçelerini denkleştirmeye başlamalarıyla birlikte, hizmetlerde çeşitlendirme yapma fırsatları da doğuyor. Özellikle Avrupa’da, kimi büyük havayolu şirketleri tümüyle iş dünyasına hitap eden uçuşlar düzenlemeye başlarken, tüm büyük havayolu taşımacıları da ürünlerini geliştirmek amacıyla yatırımlar yapıyor.

Deloitte, havayolu taşımacılığında üst segmentte gelişmekte olan bazı trendleri de raporunda özetlemiştir. Bunlar arasında, uçak içinde duş, spor salonu ve masaj gibi imkanlarla konforun artırılması, geniş bant İnternet’in asgari standart olduğu, muhtemelen video konferans sisteminin de bulunacağı teknolojik imkanların getirilmesi, saat farkından doğan uyku bozukluklarını engellemek ve uykuya yardımcı olmak için özel ışıklandırma imkanı sunulması gibi hizmetler bulunuyor. Yolcuların artık uçaklarda diğer yolcularla, hatta İnternet üzerinden oyun oynamaları mümkün hale gelirken, gelişmiş CRM teknikleri ile, yolcuların kişisel tercih ve ihtiyaçlarına daha fazla ağırlık da verileceği belirtiliyor.

Yolculara daha fazla özel alan veren segmentasyon ve kapıdan kapıya hizmet de yine yolculara sunulacak imkanlar arasında yer alıyor. Tüm bu gelişmeler sonucunda, uçak yolculuğunun tüm ikramlar ve lüks unsurları ile en azından bazı segmentler için turistik cazibenin parçası olacağı öngörülüyor. Raporda, havayolu şirketlerinin turistlerin bütçelerinden daha fazla pay alabilmek için tur operatörleri ile de rekabete gireceğine dikkat çekiliyor.

Ucuz havayolu taşımacılığının en iyi zamanı geride mi kalıyor?
Deloitte’un çalışmasında, ülkemizde de son döneme damgasını vuran ucuz havayolu taşımacılığı da etraflı biçimde ele alınıyor. Modelin doğduğu yer olan ABD’de sürekli büyümesi bu iş modelinin sağlamlığını ve pazarın önemli bir bölümüne hitap ettiğini gösteriyor. Bununla birlikte, ucuz havayolu taşımacılığının nispeten yeni bir kavram olduğu Avrupa ve Asya’da, UHŞ’ler görülmemiş zorluklarla karşılaşıyorlar. Yaşlı kıtanın bazı kesimlerinde pazarın doyuma ulaşmaya başlamasının yanı sıra, büyük havayolu taşımacılarının verdiği güçlü tepki de UHŞ’lerde bir konsolidasyon dalgasının yaklaşmakta olduğuna işaret ediyor.

Rapor, dalgadan sağlam çıkacak UHŞ’lerin dünyanın en karlı havayolları olmayı sürdürürken gelirlerinin yüzde 50’den azını bilet satışlarından elde edeceğini de vurguluyor. Asıl gelir ve karlarını ise, uçaktaki satışlar, araba kiralama, otel rezervasyonu ve yer taşımacılığı bilet ücretleri gibi faaliyetlerden elde edecekleri öngörülüyor. UHŞ devriminin yeni yeni yaşanmaya başladığı Ortadoğu’da, Güneydoğu Asya ve Avrupa’da gözlemlenen “UHŞ çılgınlığı”nın önümüzdeki 3 - 5 yılda sürmesi bekleniyor. Ancak uzun vadede, UHŞ segmentinin Avrupa ve Asya’da bir sarsıntı yaşaması kaçınılmaz görünüyor.

Doğrudan uçuşlar aktarmalı uçuşlara karşı
UHŞ modelinin yaşayacağı dönüşümün ucuz havayollarının iş modelini ne şekilde etkileyeceği de raporda ele alınan konular arasında yer alıyor. UHŞ’lerin uyguladığı “Doğrudan Uçuş” ağının ekonomik açıdan daha verimsiz olmasına rağmen, yolcular açısından her zaman tercih edilen bir model olduğuna dikkat çekiliyor.

Geleneksel havayolu şirketlerinin, merkez havaalanları üzerinden yürüttükleri aktarmalı uçuş modelinin sağladığı ekonomik avantajlar ise, devasa ağ operasyonlarının getirdiği karmaşanın maliyeti yüzünden öne çıkamıyor. Özellikle Avrupa Birliği ile ABD arasında imzalanan açık gökler anlaşmasının onaylanmasının, ABD’deki herhangi bir noktadan AB’deki herhangi diğer bir noktaya doğrudan uçuş yapılmasına imkan vereceği hatırlatılıyor. Bu durumunda, Londra Heathrow Havaalanı gibi süper aktarma merkezlerinin de önemini yitireceği belirtiliyor.

Türkiye’de de seyahat alışkanlıklarının ucuzlayan uçak biletleri sayesinde hızla değişmeye başladığını ifade eden Deloitte Türkiye Denetim Ortağı, Havacılık ve Taşımacılık Sektörü Lideri Selçuk Ürkmez, Türk hava taşımacılığı sektörünü hareketli günlerin beklediğini vurguluyor. Ürkmez şunları söylüyor:

“Ucuz Havayolu Taşımacılığı, ABD, Avrupa ve Asya’nın ardından Türkiye’de de beklenen atılımı gerçekleştirdi. Havacılığın gelişmesine uygun, geniş bir coğrafyaya sahip olan Türkiye, sadece yerel talebin değil, büyük turizm sektörü ile de önemli fırsatlar sunuyor. Özellikle uluslararası ucuz havayolu şirketlerinin de dış hatlarda faaliyet göstermeye başladığı şu günlerde, bu fırsatlar daha iyi şekilde gözler önüne seriliyor. Sektörü bekleyen konsolidasyon sürecinde, gözlerin Avrupa Birliği ile entegrasyon yolunda ilerleyen Türkiye’nin ve Türk havayolu şirketlerinin üzerinde olacağına inanıyoruz.”

Deloitte'un hazırladığı "2010’da Hava Taşımacılığı" adlı çalışmaya ulaşmak için tıklayınız.

Bu konu hakkında daha fazla bilgi için
 
Kaynak: Deloitte Türkiye - Türkiye (Türkçe)

Sayfayı bastır    E-Posta
     

©2008 Deloitte Touche Tohmatsu. Her hakkı saklıdır.
Deloitte; bir veya birden fazla, ayrı ve bağımsız birer yasal varlık olan, İsviçre mevzuatına göre kurulmuş Deloitte Touche Tohmatsu'ya ve üye firma ağına atfedilmektedir. Deloitte Touche Tohmatsu ve üye firmalarının yasal yapısının detaylı açıklaması için lütfen www.deloitte.com/about adresine bakınız.

Deloitte Türkiye RSS