Deloitte Türkiye   Deloitte Türkiye
 
PERAKENDE SEKTÖRÜNDE DEVLERİN KÜRESEL SAVAŞI
Yayınlandı: 24/5/06

Deloitte’un bu yıl dokuzuncusunu yayımladığı “Perakendenin Küresel Gücü” raporu, perakende sektörünün küresel manzarasını değerlendiriyor. 2004 mali yılında (1 Temmuz 2004 – 30 Haziran 2005), sektörün toplam cirosu 9 trilyon dolara ulaştı. Toplam cironun üçte birini gerçekleştiren en büyük 250 şirket arasında Avrupalıların ağırlığı artıyor. Dünyanın en büyük perakende şirketi ise en yakın rakibinin üç katı ciroya sahip olan Amerikan devi Wal-Mart. Sektördeki tüm canlılığa rağmen, perakende şirketleri önlerindeki 7 riske dikkat etmek zorundalar. Küresel gelişmelerin etkisi, dünyanın önde gelen perakendecilerine ev sahipliği yapan Türkiye’de de hissedilecek.

24 Mayıs 2006, İstanbul; Deloitte, “Perakendenin Küresel Gücü 2006” başlıklı raporunu yayımladı. Bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilen çalışmada, küresel perakende devlerinin 2004 mali yılı (1 Temmuz 2004 – 30 Haziran 2005) performansı ve sektörün geleceği değerlendiriliyor. Rapora göre, gitgide zorlaşan çalışma koşullarına rağmen, perakendeciler gerek cirolarında gerekse de karlarında güçlü büyüme kaydettiler. Küresel cirosu 9 trilyon dolara ulaşan sektörde ilk sırayı yine Amerikan devi Wal-Mart alırken birleşme ve satın almalar sıralamalarda önemli değişiklikleri getirdi.

En büyük 250 küresel pastanın üçte birini alıyor
Dünyanın en büyük 250 perakendecisi satışlarını ve karlılığını önemli ölçüde artırdı. Grubun toplam cirosu bir önceki yıla göre %8,9 artarak 2,84 trilyon dolara çıktı. Dünyanın birçok bölgesinde görülen ekonomik canlılık bu büyümede önemli rol oynadı. Ev fiyatlarındaki ciddi yükselişin tüketicide yarattığı refah algılaması da perakende harcamalarını canlandıran bir diğer etken oldu.

En büyük perakendeciler pazar paylarını 2004 mali yılında (1 Temmuz 2004 – 30 Haziran 2005) da yükselttiler. Ancak bu artış önceki yıllara kıyasla daha düşük düzeylerde kaldı. İlk 250 şirketin toplam satışlarının %28,4’ünü toplam 817 milyar dolarlık ciroyla en büyük 10 şirket gerçekleştirdi. Dünyanın en büyük perakendecisi ise yine Wal-Mart oldu. Şirket, 285 milyar dolarlık ciroyla, en yakın rakibi Fransız Carrefour’un üç katı satış yaptı.

ABD perakendede geriliyor
Wal-Mart’ın tüm başarısına rağmen, Amerikalı perakendecilerin ilk 250’deki konumu 2004 mali yılında (1 Temmuz 2004 – 30 Haziran 2005) zayıfladı. Grubun %36’sını oluşturan ABD merkezli perakendeciler toplam cironun da %44,3’ünü elde ediyorlar. Ancak, Amerikan dolarının sterlin ve euro karşısında değer kaybetmesi sonucunda her iki alanda da gerilediler. Avrupalıların uluslararası faaliyetleri de bu şirketlerin güçlenmelerine katkıda bulunan bir diğer etkendi. Avrupalı perakendeciler ilk 10’a 5 temsilci sokmayı başarırken ilk 250’nin %35,2’sini, toplam satışların ise %40,2’sini oluşturdular.

Kahraman süpermarket indirimli satış mağazalarına karşı
Deloitte’un “Perakendenin Küresel Gücü 2006” raporunda dikkat çekici saptamalara da yer veriliyor. Bunların başında, perakende devlerinin boyutlarını ve girdikleri pazarların sayısını artırmalarıyla rekabetin giderek kızışması geliyor. Bunun sonucunda fiyatlarda yaşanan düşüş tüketicinin alım gücünü de görülmemiş derecede artırıyor.

Tüketicileri olumlu etkileyen bir diğer gelişme ise, indirimli satış mağazalarının dünyanın birçok bölgesinde yayılması. Bu eğilim, Avrupa’daki hiper ve süpermarketleri kendi markalarını taşıyan ürünlerin payını artırmaya yöneltti. Perakendecilerle markalı üreticiler arasındaki güç dengelerini ciddi ölçüde değiştirecek bu gelişme, üreticileri stratejilerini yeniden şekillendirmeye de itebilir.

Perakendecilerin karşı karşıya olduğu 7 risk
“Perakendenin Küresel Gücü 2006” başlıklı çalışma 21. yüzyılda perakende şirketi CEO’larının gündeminin üst sıralarında yer alan yedi başlıca riski de detaylarıyla sunuyor. Bu riskler şöyle:

1. Finansal olmayan riskler: Küresel perakendeciler son kullanıcıyla oldukça yakın bir ilişki içindeler. Dolayısıyla, markalarını korumak için kamuoyu tarafından nasıl algılandıklarına çok dikkat etmeleri gerekiyor. Hissedarlar ve diğer eylemci gruplar şirketlerin davranışlarıyla çevreyi nasıl etkilediğini, çalışanlarına nasıl muamele ettiğini ve “kurumsal sosyal sorumluluğun” diğer unsurlarını giderek daha dikkatli inceliyorlar. Perakendeciler için, iyi bir küresel vatandaş olmak son derece hayati bir önem taşıyor. En güçlü perakendecilerin ve tüketici ürünleri şirketlerinin sosyal sorumluluklarına duyarlı olmaları ve topluma olumlu katkıda bulunmaları gerekiyor. Aksi takdirde, sert tepkilerle, olumsuz siyasi yankılarla ve düzenlemelerde değişikliklerle karşı karşıya kalabilirler.

2. Uluslararası ekonomi: Büyük perakendeciler dünyanın her yanında mal alıp sattıklarından küresel ekonominin belirsizlikleri karşısında da kırılganlık yaşıyorlar. Döviz kurlarındaki belirsizlik, ticaretin karşısındaki potansiyel kısıtlamalar ve petrol fiyatlarındaki oynamalar perakendeciler ve tedarikçilerinin gündeminde özellikle önemli bir yer işgal ediyor.

3. Küresel tedarik zinciri: Küresel satın alma ve operasyonların gitgide küreselleşmesi ortaya daha karmaşık ve parçalı tedarik zincirleri çıkarıyor. Hizmet seviyesi ile maliyet arasındaki dengeyi tutturmak çoğu perakendeci açısından en hayati mesele olmayı sürdürüyor. Tedarik zincirinde  artan karmaşa, başka etkenlerle de bir araya gelerek tüm katılımcıları daha çok riske maruz bırakıyor.

4. Güvenlik: Perakendeciler açısından, güvenliğin birçok boyutu bulunuyor. En başta, eldeki binaların güvenli hale getirilmesi, çalışanların ve müşterilerin hayatının korkunç saldırılara karşı korunması geliyor. Başta gıda zincirindekiler olmak üzere, malların güvenliğinin sağlanması da gerekiyor. İkinci olarak, bilgi, tedarik zincirleri, lojistik ve yönetimde ek kapasite yaratılması ve bunun korunması da gerekiyor. Yeterli ek kapasite, işletmelerin olası bir saldırı sonrasında, faaliyetlerini sürdürmeleri açısından hayati önem taşıyor. Bu senaryoları dikkate alan planların geliştirilmemesi halinde şirketin faaliyetleri sekteye uğrayabilir. Nihayet, terör riski, tüm önemli kararların bu tehdit ışığında alınmasını da gerektiriyor.

5. Marka yönetimi: Kendi “özel” markalarını piyasaya sunan perakendecilerin sayısı gitgide artıyor. Bu ise, eğilimlerin izlenmesi, ürünlerde yenilik ve marka imajının yaratılıp bunun korunması gibi geleneksel marka oluşturma faaliyetlerinde daha fazla sorumluluk alınmasını gerektiriyor. Böylece, bugüne kadar tedarikçinin sorumluluğunda olan marka ve stok yönetim risklerini de perakendeciler kendi üzerlerine almış oluyorlar. Başlıca marka yönetim riskleri arasında, finansal riskler, marka itibarı riskleri ve portföy yönetim riskleri geliyor.

6. Yetenek yönetimi: Perakendeciler büyüdükçe mallarla ilgili planlamaları yapmak ve bilgiyi, tedarik zincirlerini ve mağazaları yönetmek için daha fazla yetenekli insana ihtiyaç duyuyorlar. Öte yandan, birçok büyük pazardaki nüfus istatistikleri bu gibi taleplerin karşılanmasını zorlaştırıyor. Genç yetişkinlerin sayısındaki düşüş, yeteneğin bulunması ve elde tutulması bakımından kötüye işaret. Gelişmekte olan piyasalardaki mevcut kalifiye eleman arzı halen yetersiz düzeylerde seyrediyor. Sonuçta, kalifiye eleman maliyetleri artarken yeteneği elde tutmak da gitgide zorlaşıyor. Bu, büyüyen perakende kuruluşlarının, özellikle de yükselen piyasalarda büyüyenlerin karşı karşıya olduğu en büyük risklerden birini oluşturuyor.

7. Yeni mecralar: Teknoloji medyanın görünümünü radikal ölçüde değiştirdi. Bugüne kadar, televizyon, radyo, gazete ve dergi gibi geleneksel mecralara verdikleri ilanlarla müşterilerine ulaşan perakendeciler, artık medyadaki dağınık manzara içinde başarılı olmak için İnternet, gitgide güçlenen cep telefonları ve bilgisayar oyunları gibi yeni mecralara uyum sağlamak zorundalar. Kitle pazarlama ve kitlesel iletişim kan kaybetmeye devam ederken, perakendeciler de pazarlama mesajlarının kontrolünü kaybetme riski ile yüz yüze geliyorlar. Ancak, bu yeni mecraların perakendecilere sağladığı önemli imkanlar da var. Perakendeciler mesajlarını artık tüketiciye daha kişisel bir düzeyde ve etkin bir şekilde ulaştırabiliyorlar.

Türkiye perakende devleri için cazip bir ülke
Türkiye’nin listenin en üst sıralarında yer alan önemli perakende devlerine ev sahipliği yaptığına dikkat çeken Deloitte Denetim Ortağı ve Tüketim Endüstri Lideri Ömer Tanrıöver, uluslararası perakende şirketlerinin Türkiye’ye gelmeyi sürdüreceğini ifade etti. Tanrıöver sözlerine şöyle devam etti:

“Türkiye’de canlı ve son derece rekabetçi bir perakende sektörü ve ortalama geliri artan, tüketim alışkanlıkları devamlı değişen ve gelişen bir tüketici kesimi bulunuyor. Dünyanın en büyükleri arasında yer alan birçok perakendeci ülkemizde faaliyetlerini yoğun olarak sürdürüyor. Önümüzdeki dönemde de, gerek Avrupa içinden gerekse dışından perakendecilerin gelişen Türkiye pazarına girmesini bekliyoruz. Bu rekabet, tüketiciye olumlu şekilde yansıyacağı gibi, perakende pazarındaki şirketlerin değerleri sürekli artma eğilimine girecektir. İndirimli satış yapan mağazalar ve perakendecilerin raflarında kendi markalarını taşıyan ürünlere daha fazla ağırlık vermeleri gibi, raporda belirtilen küresel eğilimlerin ülkemizde de güçlenerek devam etmesini bekliyoruz.”

Deloitte hakkında

Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetlerinde dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan Deloitte, 150 ülkede, 700 ofiste, 120 bin personeli ile faaliyet gösteriyor. Deloitte’un 2005 yılı cirosu 18.2 milyar dolardır.

İleri teknoloji kullanan, değişik alanlardaki bilgi ve becerilerini bir araya getiren Deloitte, dünya çapındaki tüm müşterilerine aynı yüksek kaliteli hizmeti sunmayı ilke edinmiştir. Müşteri portföyündeki ülke, dil, para birimi ve kültür farklılıkları, kuruluşun gelişmekte olan pazarlardaki liderliğinin bir göstergesini oluşturuyor.


Türkiye’de çalışmalarına 1986 yılında başlayan Deloitte faaliyetlerini İstanbul ve Ankara’da 500’ü aşkın çalışanıyla sürdürüyor. Deloitte’un Türkiye’de denetim, vergi, yönetim danışmanlığı, kurumsal finansman ve kurumsal risk alanlarında hizmet veren beş şirketi bulunuyor.

Bu konu hakkında daha fazla bilgi için
 
Kaynak: Deloitte Türkiye - Türkiye (Türkçe)

Sayfayı bastır    E-Posta
     

©2008 Deloitte Touche Tohmatsu. Her hakkı saklıdır.
Deloitte; bir veya birden fazla, ayrı ve bağımsız birer yasal varlık olan, İsviçre mevzuatına göre kurulmuş Deloitte Touche Tohmatsu'ya ve üye firma ağına atfedilmektedir. Deloitte Touche Tohmatsu ve üye firmalarının yasal yapısının detaylı açıklaması için lütfen www.deloitte.com/about adresine bakınız.

Deloitte Türkiye RSS