Deloitte, “2005 Küresel Risk Sermayesi Araştırması” başlıklı raporunu açıkladı. Bu yılın araştırmasına göre, küreselleşme risk sermayesi sektöründe de kendisini göstermeye başladı. Özellikle Amerikalı risk sermayedarları, Çin, Hindistan ve yükselen diğer ekonomilere yatırım yapmak istiyor. Uzmanlar, Türkiye’nin de bu eğilimden yararlanacağı görüşünde.
14 Şubat 2006, İstanbul; Denetim, Vergi, Yönetim Danışmanlığı, Kurumsal Finansman ve Kurumsal Risk alanlarında dünyanın önde gelen kuruluşlarından olan Deloitte, “2005 Küresel Risk Sermayesi Araştırması” başlıklı raporunu yayımladı. Amerika, Avrupa, Ortadoğu, Afrika ve Asya-Pasifik bölgelerinde 545 risk sermayesi şirketinden yöneticilerin katıldığı araştırma, risk sermayesi sektörünün de ekonomideki küreselleşmeye ayak uydurduğunu gösteriyor. Gelecek 5 yılda yurtdışına yatırım yapmak isteyen risk sermayesi şirketlerinin sayısı artıyor.
Ekonomik ve siyasi istikrarsızlık en büyük engeller arasında yer almıyor
Faaliyet gösterdikleri coğrafi alanları genişletmek isteyen risk sermayedarlarının en çok şikayet ettiği engeller arasında, seyahate harcanan zaman ve emek, yatırım profillerine uyan anlaşmaların azlığı, deneyimli yatırımcılar bulamamak, fikri mülkiyetle ilgili sorunlar ve girdikleri pazardan daha sonra çıkmak istediklerinde karşılaşacakları potansiyel sorunlar geliyor. Raporun ülkemiz açısından en şaşırtıcı bulgusu ise, ekonomik ve siyasi ortamdaki istikrarsızlık, güvenlik, döviz riski ve kalifiye eleman sıkıntısı gibi konuların engeller listesinin alt sıralarında yer alması.
Ancak, bu zorluklar birçok risk sermayesi şirketini yurtdışında yatırım yapmaktan alıkoymuyor. Deloitte’a göre, risk sermayesi şirketleri, yabancı pazarlarda yeni ofisler açmak, sadece yerel ölçekte faaliyet gösteren şirketlere yatırım yapmak ve şirket ortaklarından daha fazla seyahat etmelerini istemek gibi birçok strateji ile bu zorlukları aşıyor.
En gözde sektör enerji / çevre
Enerjiye olan küresel talepte yaşanan patlama, bu sektörü risk sermayesi şirketlerinin de gözdesi yapmış durumda. Ancak, tek cazip sektör enerji değil. Risk sermayedarları, yazılım, yarı iletkenler ve ilaç; iletişim, bilgisayar ağları ve tüketim mallarına kadar birçok sektörde daha karlı fırsatlar arıyor.
Pek çok risk sermayesi şirketi doğrudan yeni kurulan yabancı şirketlere yatırım yapmak yerine ilgilendiği ülkedeki risk sermayesi fonlarıyla ortaklığa gitme yolunu seçiyor. Örneğin, Amerikalı katılımcıların yarıya yakını Amerika Birleşik Devletleri’ndeki yatırımlarda ortaklığa gitmek isteyen yabancı şirketlerin sayısının arttığını belirtiyor. Araştırmaya dahil olan şirketlerin çoğunluğu bu eğilimin gelecek 5 yılda da sürmesini bekliyor.
Amerikan şirketlerinin gözdesi Çin ve Hindistan
Araştırmaya katılan 222 Amerikalı risk sermayedarının yüzde 20’si gelecek 5 sene içinde Çin’e, yüzde 18’i ise Hindistan’a yatırım yapmayı planlıyor. Yatırımcıların bu kararında en önemli rolü bu ülkelerdeki düşük ücretler, iyi eğitimli işgücü ve nüfusun büyüklüğü rol oynuyor. Öte yandan, ABD dışından araştırmaya katılan 248 şirketin ise sadece yüzde 5’i Çin’e, yüzde 4’ü de Hindistan’a yatırım yapacağını ifade ediyor.
Birçok yabancı risk sermayedarının yatırım için en cazip bulduğu ülkelerin başında ise olgun pazarı ve oturmuş yatırım ortamı ile Amerika Birleşik Devletleri geliyor. Kanada, Asya Pasifik, Ortadoğu ve Avrupa’dan yatırımcıların yüzde 16’sı, ABD’deki yatırımlarını 2010 yılına kadar artırmayı planlıyor.
Risk sermayesinin başta ABD olmak üzere, dünyanın birçok yerinde başarısını kanıtladığını ifade eden Deloitte Türkiye Stratejik Planlama, İş Geliştirme ve Pazarlama Ortağı M.Sait Gözüm, Türkiye’nin de bu eğilimden yararlanabileceğini söyledi. M.Sait Gözüm sözlerine şöyle devam etti:
“Son yıllarda, Türkiye’de de risk sermayesi alanında ilerleme kaydedildiğini gördük. Ancak, bu henüz Türkiye’de emekleme aşamasındaki bir finansman kaynağı. Yaratıcı iş fikirlerine sahip girişimcileri sermaye ile buluşturan risk sermayesi ülkemizde de büyüme ve istihdamı destekleyecektir. Son dönemde küresel yatırımcıların yüksek ilgi gösterdiği Türkiye’nin risk sermayesinin küreselleşmesinden hak ettiği payı alacağına inanıyorum.”
Deloitte hakkında
Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetlerinde dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan Deloitte, 150 ülkede, 700 ofiste, 120 bin personeli ile faaliyet gösteriyor. Deloitte’un yıllık cirosu 18.2 milyar dolardır.
İleri teknoloji kullanan, değişik alanlardaki bilgi ve becerilerini bir araya getiren Deloitte, dünya çapındaki tüm müşterilerine aynı yüksek kaliteli hizmeti sunmayı hedefliyor. Müşteri portföyündeki ülke, dil, para birimi ve kültür farklılıkları, kuruluşun gelişmekte olan pazarlardaki liderliğinin bir göstergesini oluşturuyor.
Türkiye’de çalışmalarına 1986 yılında başlayan Deloitte faaliyetlerini İstanbul ve Ankara’da 500’ün üzerinde çalışanıyla sürdürüyor. Deloitte’un Türkiye’de denetim, vergi, yönetim danışmanlığı, kurumsal finansman ve kurumsal risk alanlarında hizmet veren beş şirketi bulunuyor.