Deloitte, “Küresel Finansal Hizmetler Sektöründe Offshoring: Zirveye Tırmanmak” başlıklı raporunu açıkladı. 12 ülkeden 62 finans kuruluşunun katıldığı çalışmaya göre, sektörde düşen kar marjları finans kuruluşlarını operasyonel etkinliği sağlamak için faaliyetlerinin bir bölümünü yurtdışına kaydırmaya (offshoring) itiyor. 2005’te finans kuruluşlarının yüzde 70’i offshoring’e yönelirken gerçekleştirilen toplam tasarruf da 5 milyar doları buldu. Deloitte’a göre, en iyi uygulamaların yayılması halinde bu miktar 16 milyar doları bulabilir.
13 Mart 2006, İstanbul; Deloitte’un açıkladığı “Küresel Finansal Hizmetler Sektöründe Offshoring: Zirveye Tırmanmak” başlıklı rapora göre, düşen kar marjları yüzünden finansal hizmetler sektöründe gizli bir devrim yaşanıyor. Çalışma, Deloitte’a bağlı Küresel Finansal Hizmetler Sektörü (KFHS) grubu tarafından 12 ülkeden 62 finans kuruluşunun katılımıyla hazırlandı. Raporda, faaliyetlerinin bir bölümünü yurtdışına kaydırmanın (offshoring), operasyonel etkinliği sağlamak isteyen şirketlerin en sık başvurduğu stratejilerden biri haline geldiği vurgulanıyor. 2003 yılında, tüm finans kuruluşlarının sadece yüzde 26’sı faaliyetlerini yurtdışına taşırken bugün bu oran yüzde 70’e ulaştı. Şirketlerin offshoring operasyonları ile gerçekleştirdikleri tasarruf ise 5 milyar doları buldu.
Deloitte Türkiye Denetim Ortağı ve Finansal Hizmetler Endüstri Lideri Hasan Kılıç’a göre, Offshoring pazarından halen çok küçük bir pay alan Türkiye ise gelecek açısından parlak bir tablo çiziyor. Finansın yanı sıra hemen tüm sektörlerde offhsoring’e kayış olduğunu ifade eden Kılıç, Hindistan, Çin, Malezya, Filipinler, Rusya ve Singapur’un offshoring piyasasında öne çıktığının altını çiziyor. Kılıç’a göre, parlak yöneticiler yetiştiren ve yeni şirketler geliştiren Türkiye yetişmiş insan gücü konusundaki çok önemli atılımları ve bilgi işlem konusunda attığı adımlar ile gelecek için umut veriyor. Kılıç, yabancı yatırımcıların dikkatle izlediği Türk bankacılık sektörünün özellikle öne çıktığını, ancak Türkiye’nin daha fazla yabancı yatırımcıyı çekme kapasitesinin artırılması gerektiğini de vurguluyor.
Daha ucuza daha kaliteli hizmet
Şirketleri offshoring’e yönelten etkenlerin başında düşen kar marjları geliyor. Olgunlaşan pazarlarda faaliyet gösteren şirketler, karlılıklarını koruyabilmek için ihtiyaç duydukları hizmetleri maliyetlerin daha düşük olduğu ülkelerden alma yoluna gidiyorlar. Bir diğer önemli etken ise, ülke dışındaki işgücünün giderek daha fazla kalifiye hale gelmesi. Dolayısıyla, şirketler maliyetlerini düşürürken hizmet kalitelerini de artırabiliyorlar. Önde gelen bir Amerikan şirketinin deneyimi bu değişimi gözler önüne seriyor. Hindistan’a başlangıçta ucuz işgücü için gelen şirket zamanla ülkenin kalifiye işgücünden de faydalanmaya karar verdi. Bugün, şirketin 15.000 “kalifiye personel”inin çalıştığı Hindistan’daki offshoring operasyonu en zorlu faaliyetlerin bile altından başarıyla kalkıyor.
Ancak, offshoring’in sağladığı kazançlar bunlarla sınırlı kalmıyor. Şirketler, bu operasyonları ile olgunlaşmış Batı pazarlarına kıyasla, gelir fırsatlarının çok daha fazla olduğu gelişmekte olan yeni pazarlara yerleşiyorlar. Deloitte KFHS grubuna göre, Asya pazarları açıldıkça, bu eğilim daha da kuvvetlenecek.
Bununla birlikte, offshoring’in cazibesine ısrarla karşı koyan önemli bir azınlık da bulunuyor. Neredeyse her üç kuruluştan biri bu seçeneği değerlendirdikten sonra operasyonlarını yurtiçinde tutmaya karar vermiş. Özellikle küçük finans kuruluşları, mevcut operasyonlarında yeniden yapılandırmaya gitmeyi tercih ediyorlar. Bu kararı vermelerinin altında ise offshoring’in kalite ve esneklik açısından sorun yaratabileceği endişesi yatıyor. Ancak, KFHS grubuna göre, bu endişeler yersiz. Zira, kalite ve esneklik offshoring’in sağladığı en önemli avantajlar arasında gösteriliyor.
Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ
Offshoring, büyük emek ve dikkat gerektiren, performansın şirketten şirkete büyük farklılıklar gösterebildiği bir operasyon. En iyi verimi alan şirketler yüzde 60’a varan tasarruf sağlarken, kimi şirketlerde bu oran yüzde 20’nin altına kadar iniyor. Hizmet kalitesinde de benzer uçurumlar görülüyor. Offshoring’e geçen şirketler genelde ilk üç yılda birbirine benzer bir performans grafiği çiziyorlar. En iyi performans ilk birkaç ayda elde edildikten sonra, zayıflama başlıyor. Tekrar yükselip, üçüncü yılda zirve yaptıktan sonra da keskin bir düşüşe geçiyor. Deloitte KFHS grubu, bunu “offshoring yorgunluğu”na bağlıyor. Başlangıçta şirketin tüm enerjisiyle odaklandığı offshoring zamanla yenilikçi bir iş modelinden alışılmış bir duruma dönüşüyor ve gerçek potansiyeline ulaşamadan duruyor.
Deloitte’a göre, offshoring’de başarının dört unsuru bulunuyor: Karmaşayı idare edip asgariye indirmek; gizlilik ve güvenlik alanları başta olmak üzere, düzenlemelere uyum sağlamak; gerek yurtiçindeki, gerekse de yurtdışındaki çalışanlarının en iyi performanslarını ortaya koymalarına yardımcı olacak bir kültür yaratmak; ve kısa vadedeki maliyet tasarrufları ile uzun vadeli stratejik yatırım ihtiyacı arasında denge kurmak.
Kapsam ve ölçekleri yoğun şekilde genişletilen offshoring operasyonlarının getirisi de genelde daha yüksek oluyor. En kötü performansı ise offshoring operasyonlarını, yeterli ağırlığı vermeksizin faaliyete geçiren şirketler sergiliyor. Deloitte KFHS grubuna göre, alınması gereken mesaj gayet açık: “Eğer offshoring’e ciddi şekilde odaklanmayacaksanız en iyisi ülke sınırlarının dışına hiç çıkmamak.”
Deloitte hakkında
Denetim, vergi, yönetim danışmanlığı ve kurumsal finansman hizmetlerinde dünyanın en büyük kuruluşlarından biri olan Deloitte, 150 ülkede, 700 ofiste, 120 bin personeli ile faaliyet gösteriyor. Deloitte’un 2005 yılı cirosu 18.2 milyar dolardır.
İleri teknoloji kullanan, değişik alanlardaki bilgi ve becerilerini bir araya getiren Deloitte, dünya çapındaki tüm müşterilerine aynı yüksek kaliteli hizmeti sunmayı ilke edinmiştir. Müşteri portföyündeki ülke, dil, para birimi ve kültür farklılıkları, kuruluşun gelişmekte olan pazarlardaki liderliğinin bir göstergesini oluşturuyor.
Türkiye’de çalışmalarına 1986 yılında başlayan Deloitte faaliyetlerini İstanbul ve Ankara’da 500’ü aşkın çalışanıyla sürdürüyor. Deloitte’un Türkiye’de denetim, vergi, yönetim danışmanlığı, kurumsal finansman ve kurumsal risk alanlarında hizmet veren beş şirketi bulunuyor.